"Bir ulusu göz göre göre kaybederken gerçekleri hiçbirimiz göremedik. Şimdi de Hristiyan Avrupa ülkeleri Müslüman Boşnakların 20. yüzyılda Avrupa'nın göbeğinde yaşadığı trajediyi bilerek görmezden geliyor."
İnsanca yaşamak istiyorsak, insana layık olduğu değeri vermek ve onu tekrar şerefli mevkiine yükseltmek zorundayız. Bir yandan insanı hayvan derecesine indirip diğer yandan "Hümanizm" iddiasında bulunanların düştükleri hatayı mütemadiyen tekrarlamakla vakit kaybetmekte mana yoktur. Bırakalım maymunculuk masalları on dokuzuncu asrın karanlıklarında kalsın; bırakalım insan olmanın sorumluluğunu taşımaya tahammülü olmayanlar diledikleri hayatı yaşasın; fakat devletin okullarının, millet ve memleketine faydalı birer "insan" olarak yetiştirilmek ümidiyle teslim edilen milyonlarca vatan evladına, herşeyden önce insan olduklarını ve kendilerini yaratana, ana-babasına, sorumlulkları bulunduğunu hatırlatmaktan da geri kalmayalım...
Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. Küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor. Dilinde bir özürle konuşur oldu insanlar. Kimse sevdiğine vakit ayırmıyor. İç çöküntünün boyutlarını görmek için kalabalık yerlere şöyle bir bakmak yeterli. Otobüs duraklarından cami avlularına, vitrinlerin önlerinden hastane kapılarına, birbirine sokulmuş eğreti çoğunluğun, dili ensesinden çekilmiş yüzleri, yaşamın mı ölümün mü resmidir sizce?
Üç bin yıl evvel Romalı yazar Juvenal halkın panem et circenses (ekmek ve sirk)ile uyutulduğundan bahsetmişti. İç siyasetin altın formülünü uygulayarak asli konulardan kaçmak kolaylaşıyordu. Günümüzün uyuşturucuları olan televizyonlardan olup biten vahşeti gladyatör müsabakalarını izler gibi dikizleyip Yeni Türkiye’mizin milli sporu haline gelen üç maymunculuk oynamayı yeğliyoruz. Siz, Her gün bir kadın öldürülüyor demeye durun sayı günbegün artıyor,artıkça da kulaklar tıkanıyor. Fakat Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti ile kötülükler halının altına süpürüldükçe orada çürümeye , çürüdükçe kokmaya başlıyor ve epidemik boyutlarda bulaşıyor.