Türk sanat müziğinde çeşitler:
Geleneksel sanat müziğimiz, "dinsel" ve "din dışı" olmak üzere iki çeşide ayrılır. Dinsel müzik, "cami müziği" ve "tasavvuf müziği"ni kapsar. Din dışı müzik, "çalgı müziği" ve "sözlü müzik" olarak iki alt çeşitten oluşur. Dinsel müzikte yer alan cami müziğinin başlıca formları şunlardır: Ezan, Sela, Kıraat, Münacaat, Na't, Mevlid, Miraciye, Temcid, İlâhi. Tasavvuf müziği formları ise şu adları taşır: İlâhi, Na't, Durak, Mersiye, İlk Peşrev, Mevlevi Ayini, Son Peşrev, Yürük Semai, Savt, Nefes. Din dışı müzikteki çalgı müziğinin başlıca formları şöyle sayılabilir: Taksim, Peşrev, Saz Semaisi, Medhal (Sirto, Longa, Çiftetelli, Zeybek). Din dışı müziğin "sözlü müzik" formları ise Kår, Beste, Murabba, Ağır Semai, Yürük Semai, Nakş, Karçe, Kâr-ı Natık'tır.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Tüm duruşu kendini duyurmaya ihtiyac duymayan bir gücü yansıtıyor .
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Küçük yaşlarda farzları öğrenen kimsenin mi­sali taşın üzerine dövme (nakış) yapmak gibidir. ” bk. Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh ve’l Mütefakkih, 1/444-445 (nr. 815-816, 817-818); Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr, 2/144; Ali b. Ca‘d, Müsned, 1/162 (nr. 1044); Beyhakî, el-Medhal, 2/160 (nr. 640).
Din
Bir defasında Peygamber Efendimiz’e [sallalla­hu aleyhi vesellem], - Hangi amel daha faziletlidir, diye soruldu. O da, - İlim, buyurdu. Denildi ki: - Hangi amel artar yâ Resûlallah? Allah Resûlü tekrar, - İlim, buyurdu. Kendisine, - Ey Allah’ın resûlü, biz sana amelden soruyoruz sen ise bize ilimden cevap veriyorsun, de­nildi, cevaben şöyle buyurdu: Muhakkak ki ilimle yapılan az bir amel menfaat sağlar, fakat cehaletle yapılan çok amel bir menfaat sağlamaz. Kudâî, Ebû Abdullah Muhammed b. Selâme, Müsnedü’ş-Şihâb, Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1986, 2/121 (nr. 1015); Beyhakî, el-Medhal, 2/40 (nr. 466); İbn Abdülber, Câmiu Beyâni’l-İlm, Suud: Dâru İbni’l-Cevzî, 1994,1/202 (nr. 214).
Din
Anadolu topraklarındaki Karamanlides unsurunun menşei hakkında üretilen her iki teori de Türkiye'nin medhal vasfını gözden saklamağa matuftur. Herkesin vukuat olarak tarih sahnesinde sunulanı göz önünde tutarak iyi düşünmesi gerek: Varlığını haykırma ihtiyacı duyulan Türk vatanı niçin Türkiye'dir? Böyle bir ihtiyaç niçin doğmuştur? Türkiye Türklerindir denilmesinde bir hikmet var mı? Türkiye lâfzı haricinde bir isim Türkiye'ye niçin bulunamamıştır? Türkiye'nin Türklerden başkasının da vatanı sayılması gayretlerinden niçin sonuç alınamadı? Bu niçinlerin çünküsü şu: Şartlar nasıl tezahür etmiş olursa olsun Türkiye'nin Türkiyeliği çağlar boyunca Türkün ve Türklüğün medhali görevini haysiyetle üzerine alan toprak parçası oluşundandır. Hulefâ-i Râşidîn devri sonrasında yerküre sathı İslâm'ın değer kaybı tehlikesine bir nihayet verilen (verdirilen) başka bir yer görmedi. Medhal hep Türkiye idi. Sakarya Meydan Muharebesi arefesinde kaleme alınan İstiklâl Marşı Türklerin Türkiye'den Asr-ı Saadet değerlerine duhul etmelerini öngörüyordu.
Sayfa 145 - ......
Gücün bütün çekiciliği alçakgönüllülüktedir.