Her insan ne büyük, ne meçhul ve ne karanlık bir orman! Hiç girilmemiş korkunç bir orman ki, türlü tehlikeler, türlü tuzaklarla dolu. İçine girince, ihtimal baştanbaşa güzel manzaralar, hoş gölgeler, nefis kokularla mutlu olacağız; ama daha büyük ihtimal ki, ayaklarımızın altında gizli uçurumlar açılacak, karşımıza zehirli yılanlar, katil kaplanlar, kan içici sırtlanlar çıkacak. Yani tamamen bilinmezlik, tamamen sır ve tamamen tehlike...
Meçhul ümitlere inanmadığım an, beni kurtaracak şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum. Ümit etmek bile az. Emin olmak ihtiyacı. Yalancı istikbalin şüpheli vaatlerine değil, teminatına ve senedine ihtiyacım var. Halbuki o vaat bile etmiyor ve kendisine beni nasıl karşılayacağını sorduğum vakit, korkunç bir dilsizlikle susuyor.
Aliman'ın üstü başı kar taneleriyle süslenmiş,
öyle güzel görünüyordu ki.. başının üzerinde
kalınca bir kar örtüsü oluştu.
Şalını, savruk saç örgülerini, yakasını örtüyordu
bu kar. Teni buğday rengindeydi, yanakları gül
gibi al al olmuştu. Kömür gözleri ışıl ışıl parlıyor,
beyaz dişleri daha parlak görünüyordu. Her
şeyiyle cıvıl cıvıldı. Gencecik bir kadına her şey,
kar bile çok yakışıyor, yaraşıyor.