serpil

serpil
@mefti
sorgusuz ama suale yakın bir yerde.
Ben, bir defter taşıyarak, söz dizileri oluşturarak, yalınkat değişimleri saptamıştım; bir gölge olarak, gölgeleri not etmeyi pek güzel becermiştim. Nasıl ilerleyebilirim şimdi, dedim; kişiliğim olmaksızın, ağırlıksız, görünümsüz, bir yeryüzünde ağırlığı olmayan, yanılsamasız?
Reklam
"...Garsonu çağır. Hesabı öde. İskemlelerimizden kalkmak için kendimizi toparlamalıyız. Paltolarımızı bulmalıyız. Gitmeliyiz. Meliyiz, malıyız, meliyiz - iğrenç takı. Bir tez daha, kendini bağışıklık kazanmış olarak düşünmüş, ‘Şimdi bütün bunlardan kurtuldum’ demiş olan ben, dalganın üzerimde patladığını, beni bir araya getirmeye, toplamaya, yığın yapmaya, güçlerimi çağırmaya, düşmanla yüz yüze gelmeye bıraktığını duyuyorum."
Bir gün ki ölü bulmuştum kendimi, korkmuştum Öyle bir yok olma saatinde, bir kuytuda Sanırım boynumdaki bu yara izi ondan Kaplanır sabahları göğe uzansam Geceden kalma bir yıldızla Buz rengi bir yıldızla.
Pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları Çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp Mana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.
Rhoda, yalnız kalmayı seviyor. Yalnızlıkta öylesine doruğa ulaşan varoluş duygusunu parçaladığımız için bizden korkuyor, çatalını nasıl kavradığına bak, bize karşı silahı. Ama ben yalnızca muslukçu, at satıcısı ya da her kimse, birisi beni aydınlatacak bir şeyler söylediği zaman var oluyorum Sonra, hoş sözcüklerimin dumanı nasıl da yükseliyor, alçalıyor, gösterişle dalgalanarak onları bir tek güzellikte çelenk yaparak, kırmızı ıstakozların, sarı meyvelerin üzerlerine iniyor.
Reklam