serpil

serpil
@mefti
sorgusuz ama suale yakın bir yerde.
Tüketimin ünlü kişisi, görünüşte farklı kişilik türlerini temsil etse de tüketimin bütünlüğüne eşit olarak ulaşabilen ve burada benzer mutluluğu bulan bu insan türlerinin her birini gösterir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Özerk ekonominin zaferi, aynı zamanda onun yenilgisi de olmalıdır. Serbest bıraktığı güçler, eski toplumların değişmez temeli olan iktisadi zorunluluğu ortadan kaldırır. İktisadi zorunluluğun yerini sonsuz iktisadi gelişme zorunluluğu aldığında, kabaca kabul edilmiş olan insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yerine sadece kendi hâkimiyetini sürdürmenin sahte ihtiyacına indirgenen sahte ihtiyaçların kesintisiz imalâtı geçer. Fakat özerk ekonomi, farkında olmadan kendisine dayanan toplumsal bilinçdışı'ndan doğduğu ölçüde derindeki ihtiyaçtan ebediyen ayrı kalır. “Bilinçli olan her şey yıpranır. Bilinçdışı olan ise değişmeden kalır. Ancak bir kez serbest bırakıldığında o da yıkılıp gitmez mi?” (Freud).
Değişim değeri ancak kullanım değerinin faili olarak oluşabilmişti, fakat kendi silahlarıyla sağladığı zafer kendi özerk hâkimiyetinin koşullarını yaratmıştı. Değişim değeri insanın kullandığı her şeyi seferber ederek ve İnsanî tatmin üzerinde tekel oluşturarak sonunda kullanımı yönlendirdi.
Gösteri dilinin, övdüğü nesnelerden düzenlediği davranışlara kadar her seviyede uğradığı aleni nitelik kaybı, gerçekliği dışlayan gerçek üretimin temel özelliklerinden başka bir şeyin ifadesi değildir: Meta-biçimi tamamen kendisine eşittir, nicelin kategorisidir. Meta-biçiminin geliştirdiği şey nicel olandır ve meta-biçimi sadece nicel olanda gelişebilir.
Ayrılmış üretimin ayrılmış olan şeyin üretimi olarak kaydettiği başarı sayesinde, ilkel toplumlarda temel bir göreve bağlı olan esas deneyim, sistemin gelişmesinin en yüksek aşamasında, çalışmamaya, yani faaliyetsizliğe doğru yer değiştirmek üzeredir. Ama bu faaliyetsizlik, hiçbir şekilde üretici etkinlikten kurtulamamıştır: Faaliyetsizlik üretici etkinliği bağımlıdır, üretimin zorunluluk ve sonuçlarına endişeli ve hayranlık dolu bir boyun eğiştir; faaliyetsizlik bizzat üretimin rasyonelliğinin bir ürünüdür.