Hiç şüphesiz, modern tüketimin dayattığı sahte-ihtiyaca, toplumun ve tarihin
şekillendirilmediği hiçbir sahici ihtiyaç ya da istekle karşı konulamaz. Fakat
meta bolluğu, toplumsal ihtiyaçların organik gelişmesindeki mutlak kopuş
gibidir. Onun mekanik birikimi, karşısında canlı arzunun çaresiz kaldığı sınırsız
bir yapaylığı serbest bırakır. Bağımsız yapaylığın yığılma gücü, her yerde,
toplumsal yaşamın tahrif edilmesine yol açar.
Tüketimin ünlü kişisi, görünüşte farklı kişilik
türlerini temsil etse de tüketimin bütünlüğüne eşit olarak ulaşabilen ve burada
benzer mutluluğu bulan bu insan türlerinin her birini gösterir.
Özerk ekonominin zaferi, aynı zamanda onun yenilgisi de olmalıdır. Serbest
bıraktığı güçler, eski toplumların değişmez temeli olan iktisadi zorunluluğu
ortadan kaldırır. İktisadi zorunluluğun yerini sonsuz iktisadi gelişme zorunluluğu
aldığında, kabaca kabul edilmiş olan insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının
yerine sadece kendi hâkimiyetini sürdürmenin sahte ihtiyacına indirgenen sahte
ihtiyaçların kesintisiz imalâtı geçer. Fakat özerk ekonomi, farkında olmadan
kendisine dayanan toplumsal bilinçdışı'ndan doğduğu ölçüde derindeki
ihtiyaçtan ebediyen ayrı kalır. “Bilinçli olan her şey yıpranır. Bilinçdışı olan
ise değişmeden kalır. Ancak bir kez serbest bırakıldığında o da yıkılıp gitmez
mi?” (Freud).