Öncelikle beni üzen şey, bu kitabın kuytu köşelerde unutulmuş olması oldu. Türk okurları tarafından neredeyse hiç bilinmiyor. Üstelik, bazı merdiven altı tarihçilerin yazdığı değersiz kitaplar kadar bile gündeme gelmemesi tam bir ironi. Halbuki belki de Nutuk’tan bile daha kıymetli. Ama şaşırmamak lazım; çünkü Menderes döneminde Amerikan güdümünde bir eğitim sistemine geçildi. Evet, yere göğe sığdıramadığınız ama her fırsatta Amerika’nın kuyruğuna takılan o çakma liderden bahsediyorum. Atatürk’ün mirasının daha rahat yozlaştırılıp, Atatürk’ün fikirlerinin gölgelenmesi için bu eserin bilinçli şekilde unutturulduğunu düşünüyorum.
Medeni Bilgiler, herhangi bir ders kitabı değildir; bir ulusun yeniden inşasında yol haritasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı bu eser, vatandaşlık, devlet, hukuk ve millet kavramlarını Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki acil ihtiyaçlarla harmanlar.
Atatürk burada, milleti soy ve ırk birliğiyle değil; dil, kültür, ülkü ve duygu ortaklığıyla tanımlar. Bu yaklaşım, sadece dönemin Avrupa’sındaki ırkçı ideolojilere verilen bir cevap değil; aynı zamanda Türk milletini geleceğe taşıyan en güçlü fikrî silahtır. Türkçülüğü biyolojik indirgemeciliğe hapsetmeyen, aksine kültür ve ülkü birliğini merkeze alan bu vizyon, bugün hâlâ yol göstericidir.
Kitap, vatandaşın yalnızca haklara değil, sorumluluklara da sahip olduğunu vurgular. Atatürk’e göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir; ama bu sözün hayata geçmesi, bireyin bilinçli ve sorumlu yurttaş olmasına bağlıdır. Bu noktada Medeni Bilgiler, yalnızca hukuki-siyasi çerçeve çizmez, aynı zamanda yurttaşlık bilinci inşa eder.
Eleştirel bir tarihçi gözüyle şunu da belirtmek gerekir, eser kimi yerlerde fazlasıyla didaktiktir. Atatürk sadece bilgi vermez, yön gösterir, ders verir. Bu