1897 yılının Ekim ayında Mekteb-i Mülkiye mezunu Tevfik Bey Kudüs mutasarrıflığına tayin edilir. Yaklaşık üç buçuk yıl sürer vazifesi. Eşi Naciye Neyyal Hanım da onunla beraber Kudüs'e gider. Naciye hanım fazla tahsil görmemiş ama iyi yetişmiş bir kadındır. Kocasının vazifesi dolayısıyla bulunduğu yerlerde edindiği intibaları yazar. Böylece kocaman bir hatırat kitabı meydana getirir. Yazdıkları o zamanların Osmanlı idarecilerinin taşrada idare ve yaşama tarzları ile şehir hayatı hakkında verdiği malumat bakımından bilhassa önemlidir. Bir mutasarrıf/vali karısı olarak Naciye Hanım yerli ailelerin kendisine gösterdiği -sıkılacak kadar ileriye varan- ilgi ve yakınlıklardan bahsettiği gibi şehir içinde yaptığı gezintilerden, şehir dışında atlı seyahatlerden, denizlerde göllerde yüzmelerine kadar birçok şey anlatır. Kudüs'e vasıl olduğumuzda civardaki dağların papatyalarla bezenmiş gibi insan kalabalığı ile bembeyaz kesilmiş olduğunu gördüm. Hattın iki tarafına yerleştirilmiş asker, memurin ve bando ile karşılandık. Bir patırtı bir şamata ki sormayın gitsin. Perona adım atar atmaz bir kadın kalabalığı beni ve kayınvalidemi hanelerine misafir etmek için üzerimize adeta saldırdı. "(Ressam Naciye Neyyal'in Mutlakiyet Meşrutiyet ve Cumhuriyet hatıraları, İstanbul 2000)
Sayfa 142·Kitabı okudu
"Hendek Savaşı'nda hendek engelini aşamayan Hâlid bin Velîd; Enbâr Kuşatması'nda hendeği nasıl geçti?" Hz Halid, Enbâr’ın etrafını kuşattı. Düşman güçler bulundukları şehrin etrafına hendek kazmışlardı. Halid bütün güçsüz develeri boğazlayıp hendeği doldurdu. Sonra askerleriyle birlikte hendeği geçtiler. Bunun üzerine Şirzâd, Halid’e haber göndererek yanlarına hiç birşey almamak şartıyla bir grup atlı ile birlikte güvenlik içerisinde olacağı yere kadar gönderilmek üzere barış antlaşması yaptı. Daha sonra Halid, Enbâr, çevresindekiler ve Kelvazî halkı ile barış antlaşmaları yaptı.
Temel, bir kovboy filmi seyrediyormuş. Dursun sormuş: “Geçen gün de aynı filmi seyrediyordun?" diye. Temel cevap vermiş: "Yahu ben bu filmi ellinci kez seyrediyorum. Biraz sonra şu atlı adam bir uçurumun kenarından geçecek. Her seferinde hızlı geçip düşüyor bakalım şimdi ne yapacak?"
1000Kitap
Tuğrul ve Çağrı Beylerin Selçukluların Başına Geçişi
Arslan Yabgu’nun esareti ve 1032'deki ölümüyle Selçuklular için yeni bir dönem başlamıştır. Liderlik boşluğunu Mikâil’in oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler doldurmuş, amcalarına bağlı kuvvetleri de
Alıntı
Selçuk Bey’in Siyasi Makamı ve Cend Şehri’ne Hicret
Dukak’ın ölümüyle oğlu Selçuk, "Sü-başı" (Ordu Komutanı) olarak Yabgu’nun hizmetine girer. Ancak saraydaki kıskançlıklar ve Yabgu’nun eşinin (Hatun) kışkırtmaları sonucu can güvenliği tehlikeye girince, maiyetiyle birlikte güneye, Cend şehrine göç eder. ​Tarihçinin Anlatımı: "Selçuk Bey, babasının ölümü üzerine Sü-başı olmuştu. Fakat saraydaki nüfuzu Hatun ve çevresindekileri rahatsız etti. Selçuk Bey, tehlikeyi sezerek 100 atlı, 1.500 deve ve 50.000 koyunla birlikte Yenikent’ten ayrılıp Cend şehrine hicret etmiştir. Bu göç, Selçuklu Devleti’nin fiili kuruluş adımıdır."
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Alıntı
Ve birgün kır atlı Tuğrul Bey atı­ nın yularını çekti. At ön ayaklarını kastı, çakıldı. Kıvılcım kıvılcım yandı taşlar. Ardındaki kalabalığa dönüp dedi ki: 'İşte burası! Teey gözünüzün gördüğü yere kadar, teey gücünüzün erdiği yere kadar, teey bütün bakir otlaklar, teey bütün bu topraklar bizimi Şükrolsun bize bunu ba-ğışlayan yüce Allah'a! Salat ve selam olsun Peygamberine!'
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı