Mehmet Akif Çetin

Mehmet Akif Çetin
@mehmetakif367
twitter.com/MehmetAkif367 akifcetin1.blogspot.com Alıntıları dijital olarak kaydetmek için yazıyorum. Alıntılamamın sebebleri; beğenmek, yanlış bulmak, anlamamak, hatırlamak vb. ...
öğrenci
istanbul
201 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Aklîlik∗ L. Jonathan Cohen Çev. Hadi Adanalı
Bu neticelerin bazıları olasılığa dayalı akıl yürütmeyle ilgilidir. Mesela, istatistik dersi almamış öğrenciler üzerinde yapılan bir deneyde (Kahneman ve Tversky, 1972), deneklere bir şehirde çalışan mavi ve yeşil renkli ticari taksilerin oranın sırasıyla 85’e 15 olduğu söylendi. Bir tanık bir kazadaki taksinin rengini yeşil 2 olduğunu söyler ve mahkemeye şu bildirilir: Bu kimse kazaların yüzde sekseninde, taksi mavi ise mavi olduğunu ve yeşil ise yeşil olduğunu söylemektedir. Bu durumda kaza yapan arabanın mavi olma ihtimali sorulduğunda, denekler yüzde 20 deme eğilimindedir. Deneyi yapanlara göre, sık tekrarlanan bu netice halkın olasılık hesaplamasında düzenli bir yanlışlığı yaygın olarak işlediğini ortaya koymaktadır: bu yanlış daha önceki olasılığa gerekli dikkatin gösterilmemesidir. Buna benzer bazı neticelerden hareketle, mahkemelerde olgulara yönelik konuları karara bağlamak için halktan jürilerin görevlendirilmesinin temelde yanlış olduğu da savunulmuştur (Saks ve Kidd, 1980-1, s. 134). Aklîlik∗ L. Jonathan Cohen Çev. Hadi Adanalı
Reklam
Aklîlik∗ L. Jonathan Cohen Çev. Hadi Adanalı
Burada güvenilir şu örnek verilebilir (Wason, 1966): mantık dersi almamış deneklere, üzerlerinde sırasıyla ‘A’, ‘D’, ‘4’ ve ‘7’ olan dört kart sunuluyor ve deneklere her bir kartın bir yüzünde harf diğer yüzünde rakam olduğu belirtiliyor. Daha sonra onlara “Bir kartın bir yüzünde sesli bir harf varsa, diğer yüzünde tek sayı vardır” şeklinde bir kural söyleniyor ve kuralın doğru veya yanlış olduğunu bulmak için hangi kartların arka yüzlerini çevirmeleri gerektiği kendilerine soruluyor. En sık verilen cevaplar ‘A ve 4’ ve ‘sadece A’dır ki her ikisi de yanlıştır. Doğru cevap olan ‘A ve 7’ çok az sayıda denek tarafından hemen veriliyor. Wason bu netice çoğu deneklerin kuralı yanlışlamaktan ziyade doğrulamaya yönelik düzenli bir önyargı taşıdıklarının ispatı olarak aldı. Ona göre bu aynı zamanda Popper’in bulduğunu iddia ettiği düşünme hatasıyla aynı cinstendi: tümevarımın geçerli bir akıl yürütme olması gerektiği inancı.
Ve nihayet, mükemmeliyet noktasında bulunan bir yetiden daha ne bekle- nilebilir? Öyle ki, Romalı yemekseverler, köprüler arasında avlanan balıklar- dan hangisinin daha aşağıda avlanmış olduğunu ayırt edebilirlerdi. Günümüz- de de, kekliğin uyurken üzerine yaslandığı butunun özel tadını keşfedenleri görmüyor muyuz? Biot ya da Arago’nun öğrencisinin güneş tutulmasını önce- den söyleyebildiği kadar emin bir biçimde, etrafımız bir şarabın hangi bölgede olgunlaşmış olduğunu söyleyebilen gurmelerle çevrili değil midir?
Sayfa 48
Bunun yanı sıra insan dilinde, hayvanlar tarafından gerçekleştirilmeyen en az üç hareket keşfettim ve bu hareketlere dili gererek uzatma, dönme ve sü- pürme (Latince’de verro, süpürüyorum) adlarını verdim. Birincisi dilin, kendi- ni bastıran dudaklar arasından başak biçiminde çıktığında gerçekleşir. İkincisi dil, yanakların içlerini ve damağı kapsayan alan içinde dairesel bir biçimde hareket ettiğinde, üçüncüsüyse, alta ve üste doğru kıvrılarak, dudaklar ve diş etlerinden oluşan yarım daire biçimli kanalda kalmış olabilecek parçaları top- ladığında meydana gelir. Hayvanların tat alma duyuları sınırlıdır: Bazıları yalnızca bitkilerle besle- nirken, diğerleri yalnızca et yer. Bazıları özellikle tohumlarla beslenir, hiçbiri bileştirilmiş tatları bilmez.
Tat alma duyusu işitme duyusu kadar zengin değildir; işitme duyusu sa- yesinde işitilir ve aynı anda işitilen birçok ses karşılaştırılabilir: Tat alma du- yusu bunun tersine basittir, yani aynı anda iki lezzeti hissedemez. Ama bu, art arda gelerek ikili ve hattâ çoklu olabilir, yani aynı yutma iş- lemi sırasında, art arda bir ikinci ve hattâ bir üçüncü his duyumsanabilir. Bu hisler kademe kademe zayıflayarak gider ve ardıl lezzet, “koku” ya da “hafif hoş koku” sözcükleriyle tanımlanır. Öyle ki bu, bir ana ses çıkarıldığında, be- cerikli bir kulağın bunda daha sayısı tamamen bilinmeyen bir ya da birkaç ses düzeni dizisini ayırt etmesiyle aynı biçimde meydana gelir.
Reklam