Sosyal medyada karşıma çıktığında bir kullanıcı "Başyapıt" olarak paylaşmıştı. Ekran görüntüsü alarak daha önce defalarca yaptığım gibi okumak istediğim ama okumayacağımı bildiğim yüzlerce ölü kitabın yanında yerini almıştı Martin Eden. Tabi ki daha önce defalarca kulağıma çalınmıştı ama önemsemedim. Değerli vaktimi Martin Eden'le harcayamazdım.
Kendi içime baktığım bu dönemde yol arkadaşım oldu. Gerçekten bir başyapıtmış. Kitapla ilgili tek pişmanlığım daha önce neden okumadığım...
### KİTAP HAKKINDA BİLGİ İÇERİR ###
Denizci Martinle başlıyoruz hikayeye. Klasik yoksul sınıfın basit bir üyesi. Martini öne çıkaran bazı özellikleri var. Güçlü, teninden fışkıracak kadar sağlıklı, iyi dövüşen ve kadınları kendine çeken bir enerjiye sahip. Ki bu özellikleri burjuva sınıfının yitik prensesi Ruth'u kendisine çekiyor. Martin de Ruth karşısında kayıtsız kalamıyor ama maalesef bazı engeller var. Mart bu iyi özellikleri dışında kendini hiç geliştirememiş, bilgisiz ve kültürsüz... Haliyle Ruth'a kendisini layık görmüyor. Ruth, ailesi ve genel olarak tüm zengin sınıfını zihninde yerleştirdiği ilahi noktaya çok uzak. Hikayeye bu noktaya kadar klasik zengin kız fakir oğlan hikayesi diyebiliriz.
Sonrasında Martin gemi tayfalığını bırakıp kendini okumaya adamış, günlerce, aylarca gecesini gündüzüne katarak okumuş, yazmış çalışmıştı, uykusuz ve aç geçen gecelerde uykusundan bile feragat etmişti. Tek bir amacı var: Bilgi ve kültür seviyesini artırarak yüksek dağın tepesindeki burjuvazi sınıfın bir üyesi olmak, Ruth'un seveceği ve gurur duyacağı bir insan olmak. Bunun tek bir yolu var, o da yazılarını topluma kabul ettirerek şöhretli bir yazar olarak... Fakat maddi sıkıntılar peşi sıra gelmektedir, gelen başka bir şey daha var. Ruth da dahil olmak üzere tüm çevresinin salık verdiği,
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
"Bütün bu yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacağına eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. Hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek canlı hayata karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. Öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek canlı hayat bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaplardan öğrenmeyi yeğliyoruz."
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Kendini bulmak için sürüden ayrılmak gerek.. Uçmak ve özgür olmak.. Sadece yaşamak değil anlamlı yaşamak, tadını çıkarmak ve hayatın anlamını bulmak gerek.. Kendini, sınırlarını tanımak ve o sınırları aşmak gerek..
Dostoyevski sürgün anılarını, karşılaştığı insanları aktarıyor. Öyle zorlandım ki okurken.. Yordu beni.. Anlattığı insan tipleri ve hapishane yaşamı nedense askerlik günlerimi hatırlattı..
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
Öyle bir palto ki bu; Dostoyevski'den tutun da Oğuz Atay'a kadar herkes bu paltonun içinde.. Zorlasak Puşkin'i bile çıkarabiliriz belki ya da Puşkin'in sabahlığından çıkan yoksa Gogol muydu emin değilim. Bu konuda kesin bir bilgimiz olmasa da mühim adamlardan birisine sormak gerekebilir. Tabi önce dilekçe yazmak şartıyla. Gogol'un ince zekası, eleştiri yeteneği ve hikayenin güzelliği bende karmaşık ama güzel duygular yarattı.. Okuduktan sonra hem hikaye bittiği için üzüldüm hem de bu büyük eseri daha önce okumadığım için büyük bir pişmanlık duydum.