Mehmet gundogan

Mehmet gundogan

, bir kitap okudu
10/10
·200 syf.·
Beğendi
·
31 günde okudu
·
2026 7. kitabı
Haluk Kırcı
10/10 · 14 okunma
Tehcir sırasında Ermenilere karşı suç işledikleri iddiasıyla Divan-i Harbe gönderilenlere isnat edilen yağma, gasp, rüşvet alma, görevi ihmal gibi mal ve cana karşı işlenmiş suçların yanı sıra, rızası alınmadan Ermeni kızlar ile evlenmek suçu da vardı.
tekrar vurgulamak gerekir. Müslüman Türk, tarihinin hiçbir döneminde soykırım gibi alçakça, insanlık dışı ve utanç verici eylemde bulunmamıştır. Türk'ün tarihinde çocuğa, kadına, yaşlı insana, hastaya... kılıç çekildiğine dair bir tek ömek yoktur. Türk askeri, baştan beri anlatmaya çalıştığımız gibi, Ermeni çeteler sivil, Müslüman ve silahsız insanları en vahşi şekilde katlederken bile, sivil ve silahsız Ermeni halka kurşun atmamıştır. Çok açıktır; ne tehcir yollarında, ne de Anadolu topraklarında, Ermenilere ait tek toplu mezar bulunamamıştır. Çünkü yoktur. Oysa hatırlayalım; Bosna'da, Sirp katillerin bütün gizleme çabalarına rağmen, savaşın üzerinden yıllar geçmiş olsa da halen toplu Müslüman mezarlan bulunup açılmaktadır. Hepsi bir tarafa, Türk Devleti soykırım iddialarında bulunan her kesime: " Bildiğiniz bir mezar yeri varsa gelin HALUK beraber açalım. " diyerek meydan okuduğu halde, kimseden ses çıkmadığı da bilinen gerçektir.
Adana İsyanı, Ermenilerin kışkırtmaları ile başlamıştı. İki Türk gencini sebepsiz yere öldüren Ermeni komitecileri, katilleri adalete teslim etmemişler, hatta teslim almaya gelen güvenlik güçlerine ateş açarak olayların başlamasını tetiklemişlerdi. Ermeni tahriki ve provokasyonu, olayların hızla büyümesine ve üç gün boyunca devam edecek olan kanlı sokak çatışmalarına sebep olmuştu. İstanbul Hükümeti, bütün şehre yapılarak önlenemez hal alan Adana İsyanını bastırmak için şehre asker sevk etmekle yetinmemiş, sıkıyönetim ilan etmek zorunda da kalmıştı. Olaylar kontrol altına alındığında ortaya çıkan manzara tam bir facia idi. Tespitlere göre, Ermeni provokasyonu neticesinde çıkan olaylarda 17,000 Ermeni ile 2.000 Adanalı Türk hayatını kaybetmişti. Olayların sonunda ortaya şöyle bir acı tablo daha çıkmıştı: Emperyalist devletlerden gelen " Adana'da Ermeniler katlediliyor. " yaygarasi karşısında panikleyen Osmanlı Hükümeti, yargılamalar sırasında, çeteci Ermenilere dokunmamış, olayların akışı içinde yer almak durumunda kalmış 47 Türk'ü idam cezasına çarptırmıştı.
Rusya ve İngiltere'nin açık desteğini yeniden yanlanında bulunan Ermeniler, yeni tedhiş örgütleri ile yeni eylemlerin peşine düşmekte gecikmediler. Ermeni komitecilerinin yeni isyanlar çıkarma çabalarınin arka planında, meşruti yönetimin basiretsizliği de önemli bir rol oynamıştı. Çünkü meşruti yönetim, Abdülhamid Han'ın koymuş ve çok sıkı şekilde uygulattığı silah ithalatı yasağını kaldırmış, Ermeni çetelerinin hızla silahlanmalarına yol açmıştı. İşte bu fırsatları iyi değerlendiren Ermeni komitecileri, İstanbul'da meydana gelen ve tarihe 31 Mart Vakası olarak geçen " darbe " teşebbüsünün oluşturduğu otorite boşluğundan faydalanarak, 14 Nisan 1909 tarihinde Adana'da Müslüman halka saldırarak yeni bir ayaklanma başlattılar.