'Bana dokunmayan yılan bin yaşaşın' deme alışkanlığımız var. Sıra 'bize' gelince de 'neden?' diye bir türlü anlayamama alışkanlığımız var. Olur olmaz her şeyi alışkanlık haline getirip onlardan kopamama miskinliğimiz var. Alışkanlığımızın kış uykusu bizi karanlık mağaralara doğru çeker ve uyandığımızda ıskalanmış bir yaşam asık suratla dikilir karşımıza.
Mesela devletin fen liseleri yerine imam hatipleri çoğaltması kararını alkışla karşılıyorum. İnsanlar, Türkiye hızla gelişirken fıtraten kitleler halinde ölüyor ve bize daha çok imam lazım !
Tatsız tuzsuz siyaset çorbasına, mizahı karıştırıp ironiyi de serpince tadından yenmez bir yemek çıkmış ortaya. Bizim payımıza da afiyetle içip, bol bol gülmek düşmüş.