KARAKTERLERİN RUHUNU KAYBETMEK: ANNABETHH
Percy Jackson dizisinin 2. sezonu yaklaşıyor. Kitapları defalarca okumuş, o evrenin mitolojisiyle ve karakterleriyle büyümüş biri olarak, ilk sezondan beri içimde birikenleri artık hiçbir kalıba sokmadan, tamamen doğal ve düz bir şekilde konuşmak istiyorum. Çünkü ne zaman bu konuyu düşünsem, bir okur olarak içimdeki o hayal kırıklığı dalgası yeniden kabarıyor. Diziyi ilk duyduğumda, çocukluğumun o en sevdiğim dünyasını ekranda kanlı canlı göreceğim diye ne kadar büyük bir heyecan yaşadıysam, bölümler ilerledikçe hissettiğim boşluk hissi de o kadar büyük oldu. Benim buradaki asıl karın ağrım, sadece olayların hızlı geçmesi ya da bütçe yetersizliği falan değil. Asıl mesele, kitapta sayfalar boyunca zihnimize ilmek ilmek işlenen o güçlü karakter kimliklerinin ve o evrenin tehlikeli ruhunun dizide tamamen yok sayılması. Biz o karakterleri sadece isimlerinden ibaret oldukları için sevmedik; onların kendilerine has duruşları, birbirleriyle olan o çatışmalı ama samimi dinamikleri ve fiziksel kimlikleri o hikayenin temel taşlarıydı. aslında dizinin kurgusal bağını koparan o meşhur Annabeth Chase konusuna. Bunu en dürüst, en net halimle aradan çıkarmak istiyorum: Siyahi oyuncuların ekrandaki varlığıyla, onların yetenekleriyle ya da ten renkleriyle ilgili en ufak bir derdim yok. Tam aksine, sektörde çok daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyor ve her zaman destekliyorum. Benim buradaki eleştirim asla ırk ya da etnik köken üzerine değil; benim eleştirim tamamen bir okur olarak orijinal kurguya ve yazarın kendi elleriyle çizdiği o görsel dünyaya duyulan saygıyla alakalı. Annabeth kitapta gri gözleriyle, sarı saçlarıyla, o mesafeli ama fırtınalı Athena kızı duruşuyla bir bütündü. O görsel detaylar sadece birer dış görünüş özelliği değildi; karakterin o gururlu, bilgiç ve
İleti
library ımde ki yemekleer
**** [bi an aşırı mantıklı buldum niye bilmiyom. sınavlar daha bitmedi yaptığım işe bak🤗😭💖] 🔱 Percy Jackson ve Yunan Tanrıları serisi ➡️ çikolatalı sufle! 🍫🌋 bu serinin bendeki yeri gerçekten çok başka bazen abartıyorum gibi geliyor ama anlamadığğım şekilde çok seviyoom. ne zaman sınav haftasından çıksam, ders çalışmaktan kafam patlasa ya da hayattan soğusam direkt gidip Percy okuyorum. çünkü o mitolojik maceralar, melez kampının o kaotik ama aşırı samimi ortamı insana kış ayında sıcacık, içi akışkan bir sufle yemek gibi devasa bir mutluluk veriyor. insanı asla yarı yolda bırakmayan o garanti lezzettt. kaç yaşına gelirsem geleyim bundan sıkılmam galiba.TEŞEKKÜRLER Rick Riordan 💖 🍏 İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi serisi ➡️ tuzlu eriiiik! 🧂✨ düşünürken bile canım çekti, öyle nokta atışı bir eşleşme benim içinn. Pip’in peşinden gidip o gizemleri, kasabadaki iğrenç sırları çözeceğim diye heyecandan kalbim ağzımda okudum. ekşi erik yemiş gibi hissettim ama o merak duygusundan dolayı bir oturuşta bitti gitti. tam bir bağımlılık sebebi, asla elden bırakılmıyo. ☕ Satranç ➡️ espresso 🖤 Espresso iki o ile mi yoksa tek o yla mı yazılıyo hiç bakmadım üşendim umarım doğruduur🤗😭. ben acı kahve insanıyım hiç sütlü şeyler içemeem türk kahveside olabilirdi de yok ya espresso direkt sert ve acı. ilk yudumda insanı şöyle bir sarsar ya, bu klasikler de tam olarak o enerjiye sahiip. ilk sayfalarda "ne okuyom ben şimdi ?" diye bi afallıyo belki ama okudukça o insanın zihnini anında açan, tokat gibi çarpan keskin tarzı o kadar sarıyor ki elinizden bırakamıyonuz. 🚀 Scarlet [ay günlükleri serisii] ➡️ karışık pizza! 🍕🧀 kitaplığımın en kaliteli köşelerinden biri kesinlikle bu seri içinde gerçekten yok yok; bilimkurgu var, masal uyarlaması var, aşk var, dram var, deli gibi aksiyon vaaar... tıpkı her diliminden ayrı bir malzeme
İleti
Reklam
SEÇİLMİSLER ORDUSU
: %100 ORİJİNAL, %0 TAKLİT ​"Bu romanı elinize aldığınızda, batı sinemasından ithal edilmiş hazır şablonlar, birbirini kopyalayan uzay istilaları ya da sayfalarca süren sıkıcı laboratuvar rutinleri bulamayacaksınız. ​Seçilmişler Ordusu: Bir Güç Savaşı, bilimkurgu edebiyatının tüm bayatlamış kalıplarını kökten yıkan, 100 üzerinden 100 orijinal bir kurgu mühendisliğinin ürünüdür. ​Bilimkurgunun o soğuk, mekanik çeliğini; klasik müziğin ruhu, sarsılmaz bir babalık bağı ve insanın en kadim, en derin hüzünleriyle harmanlayan dünyadaki ilk 'Melez' (Hybrid) epiklerden biridir. Kaba kuvvetin değil, tamamen özgün bir aklın ve biyolojik sınırları zorlayan bir iradenin savaşıdır bu. ​Hiçbir esere benzemeyen, arkasından gelecek devam hikayesiyle yerleşik tüm algıları sarsacak bu vizyon; Türk bilimkurgusunda taklit çağını kapatıp, dünyaya ihraç edilecek 'özgün bir hikaye
1000Kitap
SEÇİLMİSLER ORDUSU
BİLİMİN SUSTUĞU YERDE, YENİ BİR EVREN BAŞLAR. ​Galaksinin ücra köşelerinden yükselen o soğuk çelik kokusu, çok yakında tüm gerçekliği değiştirecek bir fırtınanın habercisidir. Güç dengelerinin altüst olduğu, kibrin ve mutlak iradenin karşı karşıya geldiği bu makro evrende, bildiğiniz tüm kurallar geçerliliğini yitiriyor. ​Seçilmişler Ordusu: Bir Güç Savaşı, basmakalıp tür kalıplarını ve okuyucuyu laboratuvar rutinleriyle boğan eski usul bilimkurgu çizgilerini kökten yıkıyor. Burası; nanoçiplerin ve amansız stratejilerin tam ortasına, insanın en kadim duygularının, sarsılmaz bağların ve evrenin sonsuz boşluğunda yankılanan Chopin ezgilerinin üflendiği melez bir başyapıt. ​Akıl ve yapay zekanın bile açıklama bulamadığı rasyonel bir gizemin içinde, tek bir soru yankılanıyor: İnancın bittiği yerde başlayan o imkansızlığa yürümeye cesaretiniz var mı? ​Sınırları aşarak dünya dillerine kapı açan ve Türk bilimkurgu edebiyatında yeni bir milat olmaya aday bu benzersiz epik yolculukta yerinizi alın. ​Çünkü ordu toplandı, saat işliyor ve bu karanlıkta tarafsız kalmak artık imkansız
1000Kitap
Tanrı demiş melez bir ırk yaratayım, laboratuvar olarak da bu dünyayı kullanmışlar
Alıntı

Zilann

@Zilannnkl
·
Ayrı dünyaların insanları neden aynı dünyadalar
Duygu ve Düşünce
KİTAPLIĞIMIN 4 MEVSİMİİ
merhaabaalarr💕. Dünkü Inside Out paylaşımına yaptığınız o güzel, samimi yorumlar için çook teşekkür ederiiimm💘.Az önce kitaplığımla bakışırkenaklıma çok tatlı bir fikir geldi.✨ Kitaplığımızdaki kitapları sadece kapak renklerine göre değil de, bize gerçekten hissettirdikleri o mevsimsel duygulara göre ayırsaaak .Ben kendi okuduklarımdan bir liste yaptım, nedenini de içimden geldiği gibi yazdııımm💝 İlkbahar🪿: Çalıkuşu & Percy Jackson ve Yunan Tanrıları Çalıkuşu : Feride benim için tam olarak mayıs ayında açan o inatçı bahar dallarıı İçindeki o saf neşe, her şeye rağmen gururlu duruşu ve o eski zamanların taze havası bana hep çiçek kokularını hatırlatıyoo.Ne zaman masamda ders aralarında birkaç sayfa okusam içimi umut kaplıyorr tam bir bahar enerjisii. Percy Jackson ve Yunan Tanrıları : Mitolojinin o hareketli yapısı ve melez kampının arkadaşlıkları bana hep kış uykusundan uyanma hissi veriyor. Hani nisan-mayıs aylarında hava hafifçe ısınır da içinizde tatlı bir kıpırtı başlar ya, işte tam o keşfetme arzusu. Yaz: Scarlet , Kalpsiz & Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Scarlet & Kalpsiz : Yazın o hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzun günlerinde, insanı bu dünyadan tamamen koparacak sürükleyici dünyalar arıyor gözler. Bu masalsı kitaplar tam olarak o boşluğu dolduruyoo. Zamansızlığı, o fantastik evrende kaybolma ve sürüklenme hissi benim için direkt yaz demek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı : Özellikle ilk kitaplardaki o Hogwarts trenine biniş heyecanı ve okulun bitişi, bana çocukluğumuzun o tasasız, ödevsiz upuzun yaz tatillerini hatırlatıyor. İçimizi ısıtan, çok tanıdık ve büyüleyici bir yaz güneşii Sonbahar: Agatha Christie serisi& Klasikler Agatha Christie serisi: Benim için sonbahar ritüeli tam olarak bu gizem hissi. Dışarıda ekim yağmuru yağarken, o sisli, sakin ve loş atmosfer Agatha teyzemleee katil kim aramaya çalışmaya o kadar çok yakışıyor ki🙃... İnsanı gündelik
İleti
Reklam
Reklam