Biçemini, akıcılığını ve insanlığın değinmediği noktalardan bahsetmesi gibi birçok ayrıntısını sevdiğim 'Sarı Yüz' ü nihayet bitirdim ancak bu roman herkesin sevebileceği konuya sahip olmamasına rağmen bu denli popüleriteye erişmesine şaşırıyorum. Dünya çapında sevilmesi haricinde Türkiye'de de çoğu kitapsever tarafından okunmasını başlarda garipsemiştim bir nebze fakat iyi reklamla her şey mümkün ve bunu İthaki yayınevi başarılı şekilde gerçekleştiriyor. Ama kitabın başarısını da yabana atmamak gerek; uzun süredir elime kitap almayan ben, kendimi heyecanla sayfaları karıştırırken buldum ve üç gün içerisinde bitirdim.
Kitap tekdüzelikten sıyrılıp katmanlı bir yapıya ulaştığını düşünüyorum. Günümüz linç kültürünün ne kadar tehlikeli bir hâl aldığından bahsederken aynı zamanda 1.dünya savaşında geçen tarihsel detaylara da yer veriyor, demek istediğim bir konunun altında tıkılıp kalmıyor birçok güncel ve tarihsel meseleler hakkında fikir belirtiyor. Romanda Asyalı insanlara yapılan ırkçılıktan bahsederken Asyalıların da beyazlara karşı ırkçılık yapmaktan çekinmediğini gösteriyor.
! Kitabı okumayı düşünüyorsanız çok fazla anksiyete tetikleyicisi olduğunu söylemeliyim, ana karakter kendisi kadar beni de strese sokmayı başardı ama her şeye rağmen Juniper'ı anlıyorum, onun da yaşadıları kolay değildi. Kitabın en ürkütücü kısmıysa otobiyografik özellikler taşıması umarım yaşananların çoğu sadece bu romanda sınırlı kalmıştır ahahjqkwpe