Son yıllarda garip bir mahluk türedi Türkiye’mizde. Tek sahife tarih okumadan milletin mazisini keşf, halini tasvir, istikbalini tanzim eden bir allame türü... Hafızamızı kaybettik. Hafızamızı, yani şuurumuzu...
Kaynaklarından kopan bir intelijansiyanın kaderi, bir mefhum hercümerci içinde boğulmak. Umrandan habersizdik, medeniyete de ısınamadık. İnsanlığın tekâmül vetiresini ifade için kendimize lâyık bir kelime bulduk: uygarlık. Mâzisiz, musikisiz bir hilkat garibesi.
Medeniyetlerin Ölümü başlığı altında.·Kitabı okudu
İntelijansiya, ülkesiyle her türlü bağlarını koparmış bir 'désenchanté'ler topluluğu. İlhan da doğru söylüyor. Okumak kopmaktır. Okuduğumuz ölçüde yabancıyız. Şairi dinleyelim: 'Yeni Türk sanatçısı, kendisini Batılı diye alır. Küçük aydınlar, hatta biraz gözü açık mahalle kızları, yalnız çeviri roman okumakla, Türk filmlerine gitmemekle, basbayağı övünürler. Büyük şehirlerimizin, o Allah muhafaza, sanat çevrelerinde Fransız resmi, İngiliz şiiri, Rus müziği, İtalyan sineması herhangi bir Türk sorunundan önce konuşulur'.
Sayfa 28 - Atilla İlhan'ın, Hangi Batı adlı eserine Cemil Meriç'in yorumları.·Kitabı okudu