Melik'e
Çocukluğumun bahçesiydin sen toprağını eşeledikçe yeniden bir sır bulduğum... Taşın altından çıkan karınca ile uçurtmayı tutan rüzgâr arasında bir yer... Oradaydık.
Sayfa 129 - tamara·Kitabı okudu
Alıntı
Abdullah'dan rivayet edildiğine göre, bir Yahudi, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip "Ey Muhammed! Allah gökleri bir parmak, yeryüzünü bir parmak, dağları bir parmak, yaratıkları bir parmak ve ağaçları bir parmak üzerinde tutar ve 'Ben Melik'im' buyurur" dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem azı dişleri görününceye kadar güldü. Ardından da "Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir" âyetini okudu. Yahya şöyle dedi: Fudayl b. İyâz dedi ki: "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudiye hayret ve tasdik manasında gülmüştür."
Sayfa 295·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Elif, Lâm, Mîm"
Bir grup âlime göre bu harfler, Allah'ın isimlerinin anahtarlarıdır. Onlara göre elif Allah'a, lâm el-Latif'e, mîm ise el-Mecid ve el-Melik ismine delalet eder. Bir görüşe göre kıymetleri nedeniyle Allah bu harflerle yemin etmiştir. Çünkü onlar isimlerinin ve hitabının basit unsurlarıdır. Bir görüşe göre bu harfler sûrelerin isimleridir. Bir görüşe göre ise elif "Allah" ismine, lâm Cebrail'e, mîm ise Muhammed ismine işaret eder. Bu yorumda âyetin anlamı: 'Bu Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın katından Cebrail'in diliyle Muhammed'e inmiştir," demektir.
suskunluğun içinden yaratılış : 1
başlangıçta sükût var idi. ve her yer karanlık idi. ve yaradan yegâh makamında terennüm eyledi. ve bu ışıltılı nağme ile etraf nur oldu. ve nağme boşlukta yankılanıp geri döndü. ve yaradan, bu yegâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, birinci gün. ve yaradan dügâh makamında terennüm etti. ve suların ortasında bir azim kubbe peyda oldu. ve kubbe ta arşa kadar yükseldi. ve nağme, işte bu kubbede yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu dügâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün. ve yaradan segâh makamında terennüm etti. nağme çöllerde ve enginlerde yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu segâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve terennüme devam etti. nağme ile mest olan toprak, ot ve tohum veren sebze ve meyve veren ağaçlar hâsıl etti. ve akşam oldu ve sabah oldu, üçüncü gün. ve yaradan çargâh makamında terennüm etti. ve bu nağme, vecde gelip ışıl ışıl ışıldayan yıldızların ve kendisiyle, yaradan'ın hem gündûz'e hâkim olduğu güneş ve hem de geceye hâkim olduğu kamer'in bulunduğu göklerde yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu çargâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, dördüncü gün. ve yaradan pençgâh makamında terennüm etti. ve bu nağme, envai çeşit deniz canavarlarıyla ve türlü türlü canlı mahlûkatla kaynayan deniz dibinde ve çeşit çeşit kanatlı kuşla dolu semada yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu pençgâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, beşinci gün. ve yaradan şeşgâh makamında terennüm etti ve gelecek olan yankıya kulak kabarttı. ancak bu kez, nağme yankılanmadı. bununla birlikte yaradan baktı ki, uzaklarda bir yerden aynı makamda bir avaz gelir, hemen tanıdı. cins cins canlı mahlûkatın ve yürüyenlerin ve sürünenlerin ve denizdeki balıkların, göklerdeki kuşların ve
Allahım! Asaletli nebî, kendisine vahyedilen ve Kur'an indirilen, Kur'an'ın yorumunu açıklayan, Cebrâil'in (a.s), kendisine ikram ve faziletle geldiği, melik ve celil olan Allah'ın karanlık ve uzun bir gecede (İsrâ gecesi), Cebrâil (a.s) ile yürüttüğü ve kendisine (yedi kat sema, sidretü'l-müntehâ, kürsî, arş, beytülma'mûr, yüce cennetler...) melekût âleminin yüceliklerini seyrettirdiği, hiç ölmeyen ve daima bâki olan Allah'ın yüce kudretini müşahede etmek suretiyle (azamet ve kudretinin nuruyla nurlanmış olan) şerefli efendi, Efendimiz Muhammed'e, hüsnü cemâl, kemal, hayır ve faziletlere denk olan salât ile salât eyle.
Din İslam
Allahım! Melik, samed ve vahid olan Allah'ın zâhid resûlü Efendimiz nebî Muhammed'e, ebede kadar devam edip hiç kesilmeyecek ve bizi de o kötü mesken cehennemin ateşinden kurtarmaya vesile olacak, dâimî salât ile salât eyle.
Din İslam