Konstantiniyye'de salih bir kul defnolunacaktır.
Puan vermedi·377 syf.··
2025 27. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 01:43
Yemen'de adaletli bir melik, Tübba Düru deyû biri. Hastalık gelince bile "Allah" der sabreder, Halkının dilinde Eyyûb diye nam eder. Bir gün demiş dokuz vezirine kalkın gidelim Kudüs'le Mekke'ye, Hem İsa dinini öğrenmek hem Mekke'yi tavafa duralım diye. Almış asker ile vezirini varmış Mekke-i Mükerreme, Bir de görmüş ki kendisine sunulan ne izzet ne ikram imiş. Melik Tübba buna içten içe bilenmiş, Bu yurdu başlarına virane ederim, demiş. Veziri Semul Tübba'ya, hele dur Melik demiş, Ola ki bu topraklara, iki cihan serveri gelir de durur demiş. Melik Tübba'nın veziri Semul'ün yedi veya on iki göbek soyundan gelen Zeyd isimli torununun bir oğlu olmuş. Adını Halid koymuşlar. Halid 2. Akabe Biatı'nda Hz. Muhammed'e bağlılığını bildirerek canı pahasına da olsa onu koruyacağına yemnetmiş. Halid'in bir oğlu olunca oğluna, büyük büyük dedesi Semul'e Yesrib'de kalmasına imkân tanıyan Melik Tübba Düru'nun lakabı olan Eyyûb ismini vermiş. Yesrib halkı Halid'e, Eyyûb'ün babası anlamına gelen "Ebû Eyyûb" demişler. Mekke'den Yesrib'e (Medine) hicret eden muhacirlere ensar olmasından mütevellit Halid, "Ebû Eyyûb El-Ensarî" diye nam salmış. Ebû Eyyûb El-Ensari... Peygamberin mihmandarı. Mekke'deki zulmün arttığı, Müslümanların dinlerini yaşamak için vatanlarından hicret ettiği zor zamanların bir gününde, sıra Peygamber Efendimiz'e (sav) ve onun yakın dostu Hz. Ebubekir'e gelmiş. 8 günlük yolculuk sonunda Yesrib'e ulaşmışlar. Yesrib halkı Peygamberi büyük bir sevinçle karşılamış. Herkes onu kendi evinde ağırlamak için bir yarıştır tutturmuş. Peygamberimiz devesi Kasva'nın kendisini götüreceği evde konaklayacağını söylemiş. Kasva, yularından biri tutuyor da yön veriyormuş gibi bir süre ilerlemiş. Gitmiş gitmiş de Ebû Eyyûb El-Ensari'nin evi önünde bir anda durmuş. Peygamberimiz
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,1bin okunma
9/10
·750 syf.··
2024 105. kitabı
Kitabın konusu cumhuriyet tarihini öğrenmek isteyenler için farklı bir akış sunabilir kanısındayım. İlgililere tavsiye eder misiniz kesinlikle! Bu eserde sorulardan birisi de ilgililerini tabiî ki kendine çeken bir tarafı olacaktır. Sonuçta tarih karşılaştırmalı okunursa doğruluğuna inandığım bir düşünce bu şekilde savunuyorum ve böyle düşünmeye devam edeceğim. Tarihi kazananlar yazar düşüncesi bir çok alanda kendini gösterir ve baskın bir tarafı da vardır. Özellikle bir kişinin öne çıktığı diğer sesleri ise görmezden gelme çabasına girenler kimin haklı kimin haksız olduğunu kendine göre belirmekle beraber diğer tarihi şahsiyetleri amiyane tabirle Roma arenalarında yer alan suçluları (suçsuzları) yem etme durumu gibidir. Tarih benimle başlar düsturunda düşünme biçimi bir kişiye ya da zümreye doğrı gelebilir bir tarafta da bu ysşananları ilim alanında yer alan, araştırmacı-yazar, ya da bu aland fikir sahibi olanlara bırakılması daha doğru ve sağlıklı bir karar olurdu. Peki Türkiye'de bu durum nasıl işliyor, ikincisi yurtdışında nasıl işliyor. İkincisi olan yurtdışı kökenli lâkin Türkiye'de büyümüş sonra yurtdışına göç etmiş İngiliz-Rus karışımına sahip ve bu pencereden bize neyi nasıl gördüğünü açıklayacaktır. Bu kişi Andrew Mango! Eserde farklı başıklar altında notlar aldım onlardan bahsetmek isterim. 1.Osmanlı Devleti günlük gereksinimleri karşılamak için mantık dışı karalar veriyordu. İnsanlar ne kadar mükemmel değilse de bunların tamamını oluşturan insanlar eliyle oluşan yapı yani devletlerde hatalı kararlar verebilir. Osmanlı Devleti'ni diğer imparatorluk lardan en büyük fark islamı kabul ettikleri takdirde gayri müslimler hem korunuyor hem de yaşamlarını baskıya maruz kalmadan yaşayabiliyordu. İngiltere'deki yasalar ise o dönemde emperyalist yani başkalarının
Atatürk: Modern Türkiye'nin KurucusuAndrew Mango · Remzi Kitabevi · 2004817 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İstila Eden İsyan
Puan vermedi
İstila Eden İsyan            ༄ ༄ ༄ Horasan eşrâf ve ulemâsı bir vakitler Tuğrul, Çağrı ve Musa Yabgu Beylere şehrin kapılarını açarak kendilerini idari olarak teslim edip güven ve huzuru temin etmişlerdi. Bu niyetlerinde uzun yıllar Selçuklu idari ve asayişlerinde kalarak devlete bağlı halk olarak yaşadılar. Selçuklu’ların kurulmasında aktif olan Horasan bölgesi 1040’da güven ve huzurun sağlanması 1150’ye gelindiğinde asayişi bozulmuş ve istilaya uğramış bir durumda kendilerini buldular. Göçebe bir hayat tarzına sahip olan Oğuzlar, Horasan ve çevresini yağmalayarak bu duruma sebep oldular. Köklü bir geçmişe sahip olan Oğuzlar, birçok devletin kurucu hanedanı olmaları yanında yerleşik hayata geçmeyip gezgin bir kabile karaktere sahiptiler. Kendi iç huzursuzluklarını komşu ırktaşlarına yağma ve istila yaparak tarihin acı olaylarını dönem dönem yaşattılar. Bunun en belirgin örneklerinden biri olan 1153 Oğuz İsyanıyla Büyük Selçuklu Devletine yaşattılar. Bu olayın sosyal ve siyasi sebep-sonuçlarını doktorasını “Horâsân ve Cirârındaki Oğuz Boyları” çalışmasıyla Ortaçağ Selçuklu alanında uzman Ergin Ayan; Sultan Sencer’i esir alan Oğuzlar, Nîşâbûr'da Mü'eyyedî Melikliği, Mü'eyyed Ay-Aba'nın ölümünden Harezmşah istilasına kadar Nîşâbûr Melikliği, Oğuzların Kirmân Hâkimiyeti başlıklarıyla “Oğuz İsyanı - Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Yıkılışı” eserinde toplumsal ve siyasi istikrarsızlığın getirdiği savaşlar ve bir devletin yıkılış sürecini anlatmaktadır. Ayrıca kitabın girişinde kaynaklar hakkında bölümünde münşeat mecmuaları, Selçuklu tarihleri, genel tarihler, şehir ve bölge tarihler, coğrafi eserler, tezkireler, lugatlar başlıklarının altında dönemin temel kaynaklarının yazarlarını biyografilerini kısaca tanıtmakta. Yerleşik sosyal bir düzene getirebileceği
Oğuz İsyanıErgin Ayan · Kronik Kitap · 202414 okunma
Puan vermedi·1032 syf.··
2024 23. kitabı
Türk Edebiyatına damgasını vurmuş yazarlarımızdan birisi olan Refik Halit Karay' dan okuduğum ilk kitap olan "Nilgün " ün, belki de günümüze dek gelmesinin bir özelliği de, yazarın Türk dilini çok sade kullanmasıdır.Ayrıca bu eser "Egzotik Roman " türünde yazılmış bir eser örneğidir. Roman üç ciltten oluşuyor fakat bir kitapta toplanmış, kalınca bir roman...aylardır elimde olan kitabı tatil vesile ile bitirme imkanı buldum.Kısaca romandan bahsetmek gerekirse; macera peşinde koşan Ömer Selim adlı orta yaşlı zengin bir tüccarın Hindistan' a gitmek için bir İtalyan gemisine binmesi ile başlar olaylar.Gemide Nilgün adlı bir Türk Prensesi vardır ve Ömer Selim' i görür, kamarasına çağırtır.Ömer Selim, hoppa bir kız olan Nilgün'ü ahlaki olarak pek beğenmese de güzelliğinin cazibesine kapılır.Nilgün, oldukça oyunbaz birisidir ve Ömer Selim' i de bu oyunların içine yavaş yavaş çekecektir. Nilgün' ün maddi durumu da eskisi kadar iyi değildir. Müstakbel Mapa Melikesi olmak niyetiyle Hindistan gemisine binmiştir.Hindistan' a ulaştıklarında yolları ayrılır fakat Nilgün bir şekilde yine Ömer Selim'e ulaşmayı başarır. Nilgün, artık bir melikedir...Melik Ahmet ile evlidir.Ömer Selim' i teyzeoğlu olarak tanıtıp sarayda bir müddet kalmasını sağlamıştır. Melik Ahmet hatta oraya yerleşmesi için Ömer Selim' e toprak bile hediye etmiştir. Bizim uçarı karakterimiz Ömer Selim ise gizli saklı bu aşk hikayesinin yürümeyeceğini düşünerek sessiz sedasız bir gece adadan kaçmıştır. Adadan ayrılalı üç yıl geçmiştir. 2. Dünya Savaşı başlamış ve Japonlar adayı yerle bir etmiştir. Bunu duyan Ömer Selim aşkı Nilgün ' ü bulabilmek ümidiyle kaçak yollardan adaya doğru yola çıkmış ve başına beklenmedik olaylar gelmiştir....Sanırım bu kadar spoiler yeter:) Kitap gerçekten sürükleyici ve bir o kadar da
NilgünRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2017176 okunma
Suriye-Filistin'de Selçuklu Tarihi
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
Eser Ortadoğu'nun 11. Yüzyıldaki siyasi halinden ve Suriye Filistin'e Türklerin ilk gelişinden başlayıp Melik Dudak dönemindeki Haçlı mücadelelerine kadar akıcı bir dille tarihimizi anlatan sonunda çeşitli görsel ve haritaların da bulunduğu oldukça güzel bir eser herkese tavsiye ederim
Tarih
Suriye - Filistin Selçuklu Devleti TarihiAli Sevim · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 198926 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
"Aşk öncesi ve sonrası düşünülmeyen bir zaman dilimi içinde iyinin ve kötünün zehrine karışmak demekti. Sonucunu düşünmeyi aklından bir saniye bile geçirmediğin , tünelin sonunda bir çıkış yolu olup olmadığını bilmeden yürümek demekti. " Herkese Merhaba Hayal İzi serisinin 2. kitabıyla sizlerleyim. Yazarın kalemini sevdigimi belirtmeliyim. Samimi ve insanı yormayan bir anlatımı var. İlk kitap merak uyandıran bir yerde bitmişti. Sorularımın cevabını bulmak için ikinci kitaba başladım. Sorularımın cevabını buldum ama yeni sorularla kitabı bitirdim. O yüzden yazara buradan sesleniyorum devam kitabı bir an önce gelsin Buse , Özge'nin zor zamanında yanında olmuştu. Birlikte gerçeklerin peşine düşmüşler ama cevapları bulamamışlardı. Buse, Özge'nin yanına gittiğinde birini görür ve ondan etkilenir ama konuşamaz. Geçen 10 aylık süreçte sosyal medyadan Melih'i takip eder ve Melih'in seminer vereceğini ogrenir. Arkadaşlarının desteği ile Melik'e daha yakın olmaya çalışır. Melih'in ilgisini ceken Buse ondan ayrı kalmamak için üniversite arkadaşıyla İstanbul'da kitap kafe açmaya karar verir. Melik ve Buse arkadaşlığı ilerletirken Özge'de yaralarını sarmış Buğra ile arkadaşlık kurmuştur . Güzel giden hayatları gecmisteki olaylarla ilgisi olan Burak'ın ortaya çıkması ve gerçekleri anlatmasıyla değişmeye başlar. Hepsinin ortak düşüncesi başka bir kızın daha canının yanmaması olacaktır. Buse, Melik, Özge, Buğra ve Burak suçluların peşine düsmeye karar verirler. Suçluların peşine düşerken onları neler bekliyor? Gizlenen sırlar kimleri etkileyecek? Soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
Hayal İzi 2Eda Yıldız · Ateş Yayınları · 202217 okunma