Melike Zeynep Akış

Melike Zeynep Akış
@melikemza7
The killer took my friend
8/10
·192 syf.··
2025 28. kitabı
Roman, Santiago adlı bir çobanın "Kişisel Menkıbesi"ne ulaşmak için Mısır piramitlerinin yakınında bulunan gizli bir hazineyi arama ve kendini keşfetme yolculuğunu anlatır. Kitaba göre "Kişisel Menkıbe" insanın kendi kaderini gerçekleştirmesi, kendini tatmin edecek yaşamı elde etmesi demektir ve her insanın kendi Kişisel Menkıbesi vardır. Kitapta simya Kişisel Menkıbenin metaforu olarak kullanılır çünkü simyanın hedefi değersiz madenleri altına dönüştürmektir ve kişinin kendi Kişisel Menkıbesine ulaşmasını da buna benzetir. Bu insanın yeryüzündeki özel görevidir ve bu hazineyi ancak bu yolculuğa çıkmaya cesaret edenler keşfedebilirler. Coelho insanın bu yolculuğa çıkmasının önemini ve yolculuğu nasıl yaşaması gerektiğini anlatır. Çoban yolculuk boyunca karşılaştığı bütün işaretleri yorumlayarak ilerler. Dünyanın farklı yüzlerini görür. Kral, hırsız, Simyacı gibi heyecan verici birçok insanla tanışır. Rüzgarın sesini, çölün dilini, kuşların işaretlerini anlamaya başlar. Yaşadığı zorlukların anlamını çözmeye çalışır. Çünkü bunlar Kişisel Menkıbesini nasıl gerçekleştirmesi gerektiğini anlatır. Kitap bize de kendi hayatımızdaki işaretleri okumamız gerektiğini; gittiğimiz yerlerin, tanıştığımız insanların, karşılaştığımız zorlukların hepsinin bir anlamı olduğunu, evrenin herkesin anlayacağı bir dilde var olduğunu anlatır. Bu bana Steve Jobs'ın 2005'te Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayı hatırlattı. Konuşmasının konusu "noktaları birleştirmek"ti. Üniversitede pratik hayatına hiçbir katkısı olmayan kaligrafi dersi almanın 10 yıl sonra Mac'in typo'sunu geliştirmek için işe yaradığını, kendi şirketi Apple'dan kovulması sayesinde PIXAR'ı kurduğunu ve Apple'ı bu şekilde tekrar satın aldığını anlatır. Geriye dönüp baktığında yaşadığı her şeyin bir anlamı
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·192 syf.··
2025 28. kitabı
Paulo Coelho
8.3/10 · 246,9bin okunma
7/10
·304 syf.··
2025 27. kitabı
Bir zaman sıcak bir şehirde yaşayan garip görünümlü, kocaman simsiyah gözleri olan küçük bir kız varmış. Bu küçük kızın yetişkin olmaya dair çok büyük hayalleri varmış, sürekli bir an önce büyük bir kız olup doğduğu evinden çıkmak istermiş. Önemli yerlerde bulunmak, çok başarılı olmak, inandığı şeyleri içinde taşıyarak kendi hayatına yön vermek, sevdiği insanların her zaman elini tutmak gibi hayalleri varmış. Varını yoğunu, bütün vaktini bu hayalleri için sarf etmiş. Boş durmamalıyım, vakit kaybetmemeliyim diyerek kendinden bir sürü şeyi feda etmiş. Hayat gelip geçmiş. Bu küçük gayretli kız çok fazla mücadele vererek bütün hayallerini gerçekleştirip yetişkin biri olmuş. Bu hikayedeki tek sorun; küçük kızın hayattaki en tehlikeli şeyin gerçekleşmiş hayaller olduğunu bilmemesiymiş. Çünkü yetişkin olduğunda artık hayal edecek hiçbir şeyi kalmamış. Artık hayal kurduğu tek şey onun küçük kız zamanları olmuş. Gece odasında karanlıkta tek başına masa lambasının altında hayatındaki sorulara tek başına cevap bulmak için okuduğu kitapların yanında içtiği tarçınlı süt, odasının penceresinin önünde onu arkadaşı gibi görüp içini döktüğü o küçük ağaç, hayatındaki zorluklara karşı mücadele edip gecelere kadar gayret gösterirken her zaman arkadaşlarıyla eğlenmeyi ihmal etmediği zamanlar. Bu ona hayatta asıl önemli şeylerin ne olduğunu tekrar düşündürtmüş. Ama bir filmde eğer ilk perdede duvarda asılı bir silah varsa, o silah filmin sonunda mutlaka patlamalı. Bu küçük kıza o silah hayatının çok erken bir evresinde zorluklarla karşılaştığında verilmiş. Şimdi ise sadece onu kullanacağı zamana kadar hazırlanması gerekiyormuş.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
10/10
·303 syf.··
2025 26. kitabı
Üç aydır Türkiye'de, Fransa'da, Hollanda'da girdiğim tüm kitapçılarda girer girmez bu kitapla karşılaştım ve ne kadar popüler olduğunu görünce artık okumalıymışım gibi hissettim. Kitabın daha başından beni hikayeye kitleyen çarpıcı ölüm sahnesi, ana kahraman June'un yaptığı emek hırsızılığı yüzünden yaşadığı vicdan azabı ile mücadelesi ve June'un arkadaşına olan ham kıskançlığın dehşetinin kitabın tüm sayfalarından akıyor olması, sosyal medyada "cancel"lanmanın yaşattığı depresyon ama bir yandan insanlardan kötü de olsa ilgi gördüğü için bağımlılık yapan adrenalin, karakterlerin birbirine olan cüreti... Bütün bunları okurken inanılmaz eğlendim, geniş bir vaktim olsaydı kitabı oturduğum yerden hiç kalkmadan bitirirdim. Sosyal medya dünyasından, güncel yayıncılık sektöründen, göçmenlerin Amerikanizasyonundan, internet trollerinden, Amerika'ya ait popüler kültür sorunlarından bahsetmesi kitabın benim kuşağıma hitap eden tarafıydı. Mesela June'un yazdığı kitap hakkında sürekli Goodreads, Reddit gibi yerlerde yorumlarını okuması dördüncü duvarı yıkan ve değerlendirme yazısı yazmayı bile garip hissettiren bir olaydı. Bu kitap size yüksek hayat dersleri veren edebi bir şaheser değil, daha çok her şey nasıl bitecek diye okumayı bırakmak istemeyeceğiniz türden bir kitap. IMDB 250'de olan başyapıt bir film değil de; Netflix'te aniden çıkan, izlerken nefes kesen ama kült olamayacak bir film izlemek gibi. Yani bir There Will Be Blood derinliğinde değil de Gone Girl gibi tempolu ama zihinde uzun süre yaşamayacak bir sinema gibi ya da bir Breaking Bad gibi değil de You izlemek gibi sürükleyici, hızlı fakat bittiğinde etkisini yitiren bir hikaye gibi. Ama arkadaşlarım benden bir film, dizi vs. önerisi istese onlara bu tarzdan öneririm çünkü bu tarz daha risksiz ve izlemesi daha
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma