"i’m either romanticizing the past
or i’m busy worrying about the future
it’s no wonder
i don’t feel alive
i’m not living
in the only moment that’s real"
"Ben hiçbir yere aitmişim gibi hissetmiyordum. Kendi bedenime bile ait hissetmiyordum... özellikle kendi bedenime ait hissetmiyordum zaten. Tanımadığım birine dönüşüyordum. Dönüşüm canımı yakıyordu fakat neden canımı yaktığını bilmiyordum. Ve duygularımla ilgili hiçbir şey anlam ifade etmiyordu."
Her yaşın yeni bir dönemin başlangıcı olduğuna inanıyorum. Bazen sayılar o kadar şey ifade etmiyor gibi gözüküyor ama aslında ediyor. On beş yaş da çoğu kişinin ergenliğe yeni geçiş yaptığı, lise hayatına başladığı, kendisi hakkında yeni bir şeyler keşfetmeye başladığı bir yıl. Bu yılın beraberinde kendini anlamaya çalışmanın getirdiği sıkıntılar da gerçekten ayrı bir boyut.
Kitabımızın baş karakteri Aristo, 15 yaşında kendini keşfetmeye çalışan bir çocuk. Yaz mevsiminde kendisine yeni bir uğraş olarak başladığı yüzme derslerinde yeni bir dost ediniyor, Dante. 15 yaşında olan Dante de Aristo gibi kendini keşfetme yolculuğunda. İkilinin arkadaşlığı birbirlerinin isimlerinin tesadüfi alakası ile başlıyor. Filozofların isimlerini taşıyan bu çocukların karşılaşmasıyla hayatlarında yeni bir dönem başlıyor.
Aristo, biraz daha kafası karışık bir karakterimiz. Ne hissettiğini, olaylara karşı nasıl tepki vermesi gerektiğini, düşündüklerini nasıl ifade edeceğini, bir konuşmayı nasıl başlatacağını bilmekte zorlanıyor. Bununla birlikte ailesi arasında bir iletisim kopukluğu olduğunu görüyoruz hikâyede. Dante de aynı yaşın getirdiği zorlukla duygularını ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanıyor ama bunları itmek yerine deneyimleyerek keşfetmeye çalışan bir çocuk. Öğrenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyor, duygularını daha derinden hissediyor ve daha açık iletişim kurabiliyor. Bir yandan aile ilişkileri de daha samimi bir iletişim üzerine kurulu. Kitap boyunca Aristo'nun gözünden Dante'yi