Melis Esim Çatal

KUANTUM BİYOLOJİMİZ
Tüm canlılar birbirine bağlıdır. Buna kuantum entaglement yani kuantum dolaşıklık diyebilirim. Tüm canlılık enerji akışları ile birbirine bağlıdır. Her şey birdir. Hepimiz birbirimize ve sonra Ay'a, Güneş' e, evrene bağlıyız. Güneş'i, Ay' ı ve evreni, foton-ışık, manyetizma ve kütle çekimi oluşturur. Yani bizim biyolojimizi de ışık-foton , manyetizma ve kütle çekimi oluşturur. Bütüne olan bağımızı sağlayan bu üç faktörden ışığı algılamak için tüm vücudumuzda sensörler vardır. Gözlerimizde, cildimizde, hatta damarlarımızda akan kanda, hatta hatta DNA'mızın iplikçiklerinde bile. Benim fıkrime göre, mikrokozmoz olan hücre içinde de makrokozmoz olan evrende de her şey birbiriyle ışık ile bağlıdır.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Bilim
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dişi kavrayan diş ve diş eti sağlığı iyi değilse o bölgeden içeriye bakterilerin girebileceğini anlamak zor olmaz. Diş eti kanaması zaten mukozada sorun olduğunu, ağız ve bakteri sınırının sağlam olmadığını gösterir. Diş ve diş eti sağlığının, bütüncül sağlıkta ilk başlangıç noktası olduğunu genelde ihmal ederiz. Kanal tedavisi yapılan diş köklerinde enfeksiyon odaklan oluşabilir. Bu enfeksiyonlar kalp hastalıkları, meme kanseri gibi hastalıklara yatkınlığı artıran durumlar olarak nitelendiren yayınlar vardır.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Sağlık

Melis Esim Çatal

, bir kitap okudu
10/10
·56 syf.·
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Bilim ve Diyet
10/10 · 3 okunma
Cevat Çapan - Dün Gene O Sokaktan Geçtim III
Sislerin ötesinde olmalısın, sisli gecelerin ötesinde. bilmediğin bir İstanbul düşünde, bir türkü anlamadan dinlediğin, sonra bir yaz gecesi mavisini yitirmeyen. Uykun gelmiş olmalı sevmekten, yavaşça yağmura dokunmalısın: bir şehir ki şimdi uzakta bizden, bir nehir, bir dost aynı gün sevip vedalaştığımız. Unutma, bir eylül günüdür beklediğimiz meyve meyve dökülen. ben gecelerce özleyen, sen, bekleyen sevgiyle hep. Bir Eylül günüyle bitmeyen.
Edebiyat
Kuşların yaşamı, tıpkı bizim yaşamımız gibi, küçük ölümlerden ve yeniden doğuşlardan oluşan envaiçeşit olayla kaplıdır. Sözgelimi, tüy değiştirmek: Daha güzellerini giyinmek için tüylerini dökmek, o noktaya ulaşmak için zorlu aşamalardan geçmek pahasına her yıl kendini yenilemeyi öğrenmek demektir biraz. Bir miktar saç ya da tüy kaybetsek de biz insanlar bu tüy dökme dönemlerini bilmeyiz. Hâlbuki bazen tüy değiştirmek bize de lazımdır. Yaşamın kimi kilit anlarında -aşk acısı, yas, işini kaybetme, taşınma- tüy yenilemek, elbise dolabını, saç kesimini ya da yaşam tarzını değiştirmek bizim de başvurduğumuz şeylerdir aslında. Ama pek nadir olur bu. Yeniden doğmak için insanın kendindeki bazı şeyleri ölüme terk etmeyi bilmesi gerek. Kuş, sağlıkla parlayan yeni tüylere karşılık yıpranmış tüylerini dökerken böyle yapar. Bu, onun için yaşamsaldır: Tüyleri mükemmel durumda değilse uçamaz. Bizim için de böyledir. Tüy değiştiremememiz, geçmişten kopamamamız, çoğu kez ilerlememize ayak bağı olur. Kuşlarda tüy değiştirme dönemi kırılgan bir dönemdir. Kimi zaman, bir süreliğine uçamazlar, bazı ördekler buna örnektir. O zaman eklips tüy döneminde (plumage d’éclipse)[1] oldukları söylenir. Dökülen bazı asli tüylerin yeniden çıkmasını beklerken kuşun kendini biraz paranteze aldığı bu dönemi ifade etmek için ne hoş bir tabir. Kuş kırılgan olduğunu bilir, ölçülü hareket eder, hiçbir önemli işe girişmez. Sabreder. Tekrar bütün gücünü toplamak, tüm güzelliğine yeniden kavuşmak için yenilenmenin gerçekleşmesini bekler. Bazen biz de öyle yapmalıyız. Bizi durmadan, hiç gevşemeden başarı göstermeye iten toplumda, hayatımızın kırılgan dönemlerinde “şarj olmak”, gücümüzü toplamak için kendimizi “gölgede bırakmayı”, gereken zamanı ayırmayı artık bilmiyoruz. Bir yas sürecindeyken, “Hayat devam
Sayfa 7 - Domingo Yayınevi