Kuşların yaşamı, tıpkı bizim yaşamımız gibi, küçük ölümlerden ve yeniden doğuşlardan oluşan envaiçeşit olayla kaplıdır. Sözgelimi, tüy değiştirmek: Daha güzellerini giyinmek için tüylerini dökmek, o noktaya ulaşmak için zorlu aşamalardan geçmek pahasına her yıl kendini yenilemeyi öğrenmek demektir biraz. Bir miktar saç ya da tüy kaybetsek de biz insanlar bu tüy dökme dönemlerini bilmeyiz. Hâlbuki bazen tüy değiştirmek bize de lazımdır. Yaşamın kimi kilit anlarında -aşk acısı, yas, işini kaybetme, taşınma- tüy yenilemek, elbise dolabını, saç kesimini ya da yaşam tarzını değiştirmek bizim de başvurduğumuz şeylerdir aslında. Ama pek nadir olur bu.
Yeniden doğmak için insanın kendindeki bazı şeyleri ölüme terk etmeyi bilmesi gerek. Kuş, sağlıkla parlayan yeni tüylere karşılık yıpranmış tüylerini dökerken böyle yapar. Bu, onun için yaşamsaldır: Tüyleri mükemmel durumda değilse uçamaz. Bizim için de böyledir. Tüy değiştiremememiz, geçmişten kopamamamız, çoğu kez ilerlememize ayak bağı olur.
Kuşlarda tüy değiştirme dönemi kırılgan bir dönemdir. Kimi zaman, bir süreliğine uçamazlar, bazı ördekler buna örnektir. O zaman eklips tüy döneminde (plumage d’éclipse)[1] oldukları söylenir. Dökülen bazı asli tüylerin yeniden çıkmasını beklerken kuşun kendini biraz paranteze aldığı bu dönemi ifade etmek için ne hoş bir tabir. Kuş kırılgan olduğunu bilir, ölçülü hareket eder, hiçbir önemli işe girişmez. Sabreder. Tekrar bütün gücünü toplamak, tüm güzelliğine yeniden kavuşmak için yenilenmenin gerçekleşmesini bekler.
Bazen biz de öyle yapmalıyız.
Bizi durmadan, hiç gevşemeden başarı göstermeye iten toplumda, hayatımızın kırılgan dönemlerinde “şarj olmak”, gücümüzü toplamak için kendimizi “gölgede bırakmayı”, gereken zamanı ayırmayı artık bilmiyoruz. Bir yas sürecindeyken, “Hayat devam