Issız geçmişte bir yerlerde
uzayın arı boşluğunda gezinen rastgele bir atom
topluluğunu ciddi biçimde sarsıntıya uğratıp
atomları en olağandışı yapılarda birbirleriyle
kaynaştırdı. Çabucak kendilerinin aynılarını
türetmeyi öğrenen bu yapılar (bu, söz konusu
yapıların olağandışılıklarından bir kısmıydı yalnızca)
daha sonra sürüklendikleri her gezegenin başına
kütlevi dertler açtılar. İşte evrende yaşam böyle
başlamıştı.
Vogon çıkış
kapsülünde uzayın derinliklerinde atılıp orada
boğularak ölmeden önce gençliğimde annemin
sözünü dinlemiş olmayı isterim hep.” “Neden, ne
söyledi sana?”
“Ne bileyim, dinlemedim ki.”