Melis Esim Çatal

Olasılıkların en kötüsünü hesaplayıp, en iyisi olduğunda hiçbir şey hissetmemenin bir parçası oldum... Aklım dünde ve yarında kalmışken bugünün bir parçası olmayı... Bir şey olsun isterken, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının bir parçası olmayı kabul ettim... Soruyu duymadan bilinen cevaplardan, sonunu bildiğim halde yaşadığım hikayelerin bir parçası olmayı... Neyden kaçtığımı değil, koştuğum yönün bir parçası olmayı... Parçalanmış hissettiğim anlarda bile o parçalardan bir yol bulmayı denedim. Herkesin istediği gibi değil kendi istediğim hayatın bir parçası olmayı... Bir araya gelmek için de olsa bir parçanın eksik olabilmesini göze almayı seçtim... Çünkü artık kendimin bir parçası ve ben olmam gerekiyordu.
Sayfa 10 - Cem Güventürk·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Yapamadığını yaptırmak ister insan. Saçmalamanın özünde bu mantık var. Daha doğrusu mantıksızlık.
Sayfa 7 - Şebnem İşigüzel·Kitabı okudu
Başka bir şey boğuyor ruhumu. Başka bir şey sıkıyor canımı. Ne garip değil mi? ayakkabı vursa, don lastiği sıksa anlar insan. Ruh öyle değil. Ne halde olduğunuzu anlamanız zaman alıyor.
Sayfa 7 - Şebnem İşigüzel·Kitabı okudu
Kendimden özür diliyorum.. Yaşadığım süre boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada bıraktım. Kimseden bir şey beklemedim, doğrusu bu sanıyordum çünkü. Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum bastırdım olsun dedim insanlık bende kalsın. Ben en iyisini yaşatayım ki istemeye yüzüm olsun dedim. Verdim, hep verdim karşılığını alıp alamadığıma bakmadan, aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak zorundaydım ve bırakıldım. Kendimi hep erteledim. Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm. Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım. Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer.. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa… Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım. Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki. Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep verdim.. Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında. Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme hep sus dedim. Sen sus… Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar. Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar. Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım.. Yetmedi yeni oyunlar buldum. Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum. Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime. Kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak olmuşum.. Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak
Edebiyat
Etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize, O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme. -Mevlana
Felsefe
Reklam