Çok uzun zamandır inceleme paylaşmadım bunu yazıyorum ki unutmamak için.
Nermin yıldırımdan okuduğum üçüncü kitap ve sanırım tüm kitaplarını okuyacağım,okutacak.
Seher’in hayatını okurken kendi hayatıma çok benzettim, ona acıdım, üzüldüm. Yolculuğu fiziksel bir yürüyüşten ibaret değildi, hayatıda bir yolculuktu.
Gerçekten de uzun süre aklımda kalacak bu kitap. Sonu yine ağlamaklı bitti.
Bu kitabı defalarca kez okumaya niyetlenmiş ama hep yarıda bırakmıştım. Gerçekten de her kitabın bir vakti varmış. Belkide bazı şeylerin yaşanmış olması gerekirmiş kitabı okumak, Hikmeti anlamak için...
Oğuz Atay ile ilk kez tanıştım. Geç veya erken olduğunu düşünmüyorum kesinlikle. Sayfalarından öğreneceğim çok şey var henüz..
Her kitabın okunması gereken bir zamanı vardır. Bu kitaba da hep başlar ama devamını getiremezdim. Şimdi ise su gibi akıp geçti sayfalar. Çok fazla ilgimi çeken cümle vardı kitapta. İyiki okumuşum dediklerimden.
Hayatımda okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Son 400 sayfayı tek seferde okudum.. Kendimden izler buldum ve sonunda hıçkıra hıçkıra ağladım.. Asla unutmayacağım bir roman.
Ernest Hemingway yine şaşırtmadı. Duyguyu öyle güzel işliyor ki kitap bittiğinde kendinize bir süre gelemiyorsunuz. Yine savaş, yine acı ve yine gözyaşı...
Savaşı, aşkı ve acıyı öyle güzel harmanlamış ki adeta romanın içinde yan karakter gibiydim.
Uzun süre merak etmiştim bu romanı ve merak ettiğim kadar da varmış. Etkisinden bir süre çıkamayacağımı biliyorum.
Romanın ana karakteri Frederic Henry sadece silahlara değil başka bir çok şeye de veda ediyor aslında.
Kitap belki daha farklı bitebilirdi. Ben olsaydım kesin daha farklı bitirirdim, Hemingway değilim tabi :)
Diğer eserlerini de okumayı iple çekiyorum.
Kim bilir belki tekrar okurum bu eseri.