Melis Ülker

Melis Ülker
@melisulker
Endüstri Mühendisi
Yüksek Lisans
Ankara
17 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı

Melis Ülker

, bir kitap okudu
Puan vermedi·536 syf.·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 00:00
·
2025 14. kitabı
Hakan Günday
7.9/10 · 35,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tümüyle haklıydı. Belki eskiden de berbat bir yerdi dünya; belki insanlar o zaman da bu kadar bencil, bu kadar acımasız, bu kadar aptal, bu kadar cahildi. Ama bu kadar cüretkâr değillerdi. İnanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı; vicdanlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli olmak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakâr olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü. En kıymetli şey güçtü, güce sahip olmaktı. İster zenginlikle, ister siyasetle, ister dinle, ister futbolla, ister çalarak, ister uyuşturucu satarak, isterse öldürerek elde edilmiş olsun hiç fark etmez; güce sahipsen bütün kapılar sana açılıyordu. Üstelik kimse de bu saltanatı, bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettiğini sormuyordu. Çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı. Cehalet bütün kötülüklerin temeli idi. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, zalimlik… aklınıza ne gelirse cehaletin üzerinde yükseliyordu. Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın “otantik bir kimliği”ymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir suça dönüştürülmüş, cahillik ise artık millî kimliğimiz olarak alkışlanıyordu. İşte bu, hayatı öldürüyordu. Yaşamanın manasını elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin, arkadaşlığın, aşkın, sevginin… hepsinin içini boşaltıyordu. Alıştığımız dünya, alıştığımız ilkeler, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından. En kötüsü de, herkes —hepimiz— şikâyetçi olmamıza rağmen elimizden hiçbir şey gelmiyordu.

Melis Ülker

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 00:00
·
2025 9. kitabı
Frans de Waal
8.9/10 · 318 okunma
Bu iki maymun türü arasındaki tezat, bana psikologların HÇ ve HA kişilikler arasında yaptığı ayrımı hatırlatıyor. HÇ, “hiyerarşi-çoğaltıcı”nın kısaltması; kanuna ve düzene, herkesi yerinde tutmak için sertlik kullanılmasının gerektiğine inanan kişilikler için kullanılıyor. Öte yandan, HA “hiyerarşi-azaltıcı”nın kısaltması ve oyun alanında eşitliği tesis etmeye çalışan kişilik anlamına geliyor. Asıl sorun, hangi eğilimin daha arzu edilir olduğu değil; çünkü ancak ikisi bir arada olduğunda, bildiğimiz şekliyle insan toplumu ortaya çıkabiliyor. Toplumlarımız bu iki tipi dengeliyor; ya ceza mahkemeleri gibi daha HÇ kurumlar ya da sivil hak hareketleri ve yoksullara yardım kuruluşları gibi daha HA kurumlar tesis ediyorlar.