"Biliyor musun" dedin.
"Sen neye benziyorsun biliyor musun?"
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç,
Hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı.
Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla.
"Neye?" dedim, yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi, "Neye?"
"Bilardo toplarına."
"Neden?" dedim.
"Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan..."
Sabah yataktan kalktığımızda ailemize bir günaydın.
Yolda gördüğümüz küçük bir çocuğa,
Kapımızın önünü temizleyen temizlik işçisine,
Çöp toplayan delikanlıya,
Komşumuzun balkonuna, penceresine,
Mahalle esnafımıza uzaklardan, el sallayarak, tebessüm ile,
Durakta bekleyenlere,
İşyerindeki arkadaşlarımıza,
Sadece tebessüm ile bir selam vermek sonra da günaydın demek.
Bunu söylerken taaa içten tüm samimi duygular ile pozitif enerji vererek söyleyelim.
Kin tutmadan, öfkelenmeden, kızgınlık, kırgınlık gözetmeden dile getirelim.
Öncesini tüm kötülükleri beynimizden silerek söyleyelim.
GÜNAYDIN
Böyle bir kitabı daha yeni okumuş olmamın üzüntüsünü yaşadım. Yıllardır büyük bir hazinenin yerini bildiğim halde almamak ahmaklıgini göstermişim.
Kitap harika ötesi ve muhteşem.
Tek elestirim yazara Madeleine kısmını biraz abartı buldum ve okurken sinir oldum ama karakterler ve olay örgüsü muhteşem ötesi biseydi...
Hele o savcı ve ekip bilgi ve fikir paylaşım yaptığı yer beni çok tuttu harika ötesi. Adli tabip, savcı, polis harika kurgu. Görsem John 'ın elini öpeceğim...
İnsana yön vermek için yada bastırılan duyguları, düşünceleri, fikirleri anlayabilmek için illa bir şeylerden yorulunca mı ? Fark etmek gerek....
Bence bu kitap sizi dinlediren ve yanlışlarınızı, doğrularınızı düşünmeye sevk eden yorulmadan da bulmanıza yardımcı olan bir kitap...