Çocukken becerirdi böyle şeyleri. Ne zaman isterse ağlayabilirdi; bayılana kadar soluğunu tutabilirdi ya da kalbini bir atış boyu durdurabilirdi. Şimdi hiç mi hiç kendi denetiminde değildi. Çökmek için, evet, kelimesi kelimesine, dizlerini bile kıvıramıyordu. Artık sadece orada durup başına geleni sineye çekebilirdi.
Kendini artık, onu çevreleyen dünyanın bir parçası olarak görmüyordu da, sanki birkaç saniyeliğine çok uzaklarda, dışarıda dikiliyor ve bu dünyayı bir dürbünün ters tarafından bakar gibi seyrediyordu.