6/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:31
El Kızı ORHAN KEMAL •Orhan Kemal'in "ağlayarak yazdım" dediği o kitap. • Nasıl başlasam bilemiyorum ilk defa Orhan Kemal'in kalemini okudum, okunması kolay, akıcı ve merak uyandıran bir kitap. Konusu zaten Yeşilçam filmlerini anımsatıyor okurken Yeşilçam filmi izliyormuşsunuz gibi . Ve okuyunca sinirlenmemek elde değil hayatın insanı nerden nereye sürükleyebileceğini, insanların acımasızlığını, menfaat uğruna yapılan haksızlığın... en ağrıma giden ise müslümanlık rolüne giren insanların iki yüzlülüğü diyebilirim. Mazhar el kızı dediğimiz Nazan ile evlidir ve Haldun adında bir çocukları vardır, kaynanaları da onlarla birlikte yaşar tabi kaynanalığın hakkını sonuna kadar veren bir kaynana. Nazan'ı beğenmeyip oğluna yakıştırmayan kaynana çeşitli oyunlarla, büyülerle karı kocanın arasını bozar, tabi Nazan' da kendi halinde fazla suskun ve her yere sürüklenebilen bir kadın olduğu için kocası da memnun olmayıp iyice soğur aldatmaya başlar. Nazan Istanbul'a teyzesinin yanına gider ve ordan oraya sürüklenir. Nazan herkese çabuk kanıp, kandırılmaya müsait bir kadındı ve sürüklenmediği, gitmediği kötü iş kalmamıştır. Nazan bunlara rağmen hayatta kalmaya çalışırken denizde boğularak ölür. Ve oğlu yıllar sonra annesini ölü bir şekilde görür, altın yüzüğünden tanır. Çok acıklı bir hikaye:(
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 234. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:57
Köyün Kamburu, Kemal Tahir'in 1900'lü yılların başında bir Çorum köyünde (Narlıca) geçen romanıdır. Eser, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kusurlu/kambur olan "Çalık Kerim" adlı bir gencin, ezilmişlikten ve yoksulluktan kurtularak kurnazlığı ve düzenbazlığı sayesinde köyün en güçlü ağalarından birine dönüşme sürecini konu alır. Romanın Öne Çıkan Temaları ve KonusuGeleneksel Türk köy romanlarındaki "haksızlıklara başkaldıran idealist köylü" kalıbını yıkan, olayları ve karakterleri son derece gerçekçi, hatta zaman zaman çarpıcı yönleriyle ele alan bir eserdir. Sistem ve İnsan Psikolojisi: Kitapta dönemin devlet otoritesinin zayıflaması, yalnızlaşan taşra hayatı, kıtlık, sıtma ve medrese hayatındaki yozlaşmalar gibi unsurlar işlenir. Çalık Kerim'in Yükselişi: Romanın ana karakteri Kerim; dışlanan, ezilen ve köyün adeta "günah keçisi/kamburu" durumundayken, hayatta kalabilmek için kurnazlığı (şark kurnazlığını) ve makyavelist bir bakış açısını benimser. Güce ulaşmak için her yolu mubah gören bir yapı sergiler. Gerçekçi Köy Tasviri: Köy ve köylü güzellemesi yapmaktan ziyade, iyi ve kötü yanlarıyla köylünün iç yüzünü, menfaat çatışmalarını ve yozlaşmayı anlatır.
Hayata Dair
Köyün KamburuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2018960 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Honoré de Balzac’ın "Goriot Baba" romanı,yalnızca bir babanın kızlarına duyduğu sınırsız sevgiyi değil,paranın ve toplumsal hırsın insan ilişkilerini nasıl acımasızca çürüttüğünü anlatan sarsıcı bir eserdir. Goriot Baba,bütün servetini kızlarının mutluluğu ve toplum içinde saygın görünmeleri için harcar.Fakat para bittiğinde,sevgi sandığı bağların ne kadar çıkar üzerine kurulu olduğunu acı biçimde görür.Kızları onun fedakârlığını bir baba sevgisi olarak değil,bitmeyen bir kaynak gibi tüketirler. Balzac burada sadece bir aile dramı anlatmaz;Paris sosyetesinin iki yüzlülüğünü, sınıf atlama arzusunu,paranın ahlakı nasıl bastırdığını ve insanın en kutsal bağları bile menfaat uğruna nasıl feda edebildiğini gösterir. Romanın en çarpıcı yanı,Goriot Baba’nın sevilmediğini bile bile sevmeye devam etmesidir.Bu yönüyle eser,baba sevgisinin yüceliğini gösterirken aynı zamanda kör fedakârlığın insanı nasıl tüketebileceğini de sorgulatır. “Her şeyi,her şeye katlanan birinin sırtına yüklemek”cümlesi romanın ruhunu çok iyi özetler.Çünkü bazı insanlar sevdikleri için o kadar çok susar, katlanır ve verir ki; sonunda herkes onların dayanıklılığını hak edilmiş bir borç gibi görmeye başlar. "Goriot Baba", sevginin, fedakârlığın ve çıkar ilişkilerinin iç içe geçtiği,okurken insanın aile, vefa ve insan doğası üzerine derin derin düşündüğü unutulmaz bir klasiktir. "Goriot Baba",bir babanın sınırsız sevgisinin ve çocukları uğruna kendini tüketişinin acı hikâyesidir. Balzac bu romanda sadece bir aile dramı anlatmaz; paranın, statü hırsının ve çıkar ilişkilerinin en kutsal bağları bile nasıl aşındırdığını gösterir. Goriot Baba’nın trajedisi, çok sevmesinden değil; karşılıksız sevgiyi bile sadakat sanmasından doğar. Bu yüzden roman, yalnızca baba sevgisini değil, fedakârlığın sınırlarını
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,7bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2017 00:00
Mussolini’nin 1926-1937 yılları arasında hapiste tuttuğu İtalyan Markisist, gazeteci, eylemci, siyaset felsefecisi Antonio Gramsci, “Hapishane Defterleri” adlı kitabında öğretmenler, papazlar ve idareciler gibi “geleneksel” entelektüellerden bir de iktidarla, belli başlı kuruluşlarla, denetim gücü elde etmek isteyen sınıflarla bağlantılı ve onlara çıkar sağlayan “organik” entelektüeller olarak entelektüelleri iki sınıfa ayırır. Gramsci organik entelektüele ilişkin olarak şöyle der: “Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır.” Bir deterjan ya da havayolu şirketinin pazardan daha fazla pay kapmasını sağlamak için teknikler geliştiren günümüz reklamcısı ya da halkla ilikler uzmanı, demokratik toplumda olası müşterilerin rızasını kazanmaya, tüketicinin ya da seçmenin düşüncelerini yönlendirmeye çalışan biri, Gramsci’ye göre organik entelektüeldir. Memleketimizde Gramsci’nin tanımladığı bu tipler cirit atmaktadır. Bir zamanlar ait olduğu televizyon kanalının yayın politikası gereği iktidara karşı sıkı muhalefet pozlarına giren “jöleli arkadaş”ın sonradan “yıkama-yağlama” konusunda mahir bir noktaya evrilmesi Gramsci’nin tanımlamasını anımsatmaktadır. Julien Benda’nın “Aydınların İhaneti” kitabında entelektüelleri insanlığın vicdanı olan oldukça yetenekli, ahlaki donanımları gelişkin filozof krallardan oluşan bir avuç insan olarak tanımlaması ise kelimeye yüklenen müspet bir anlamı ön plana çıkarmaktadır. Benda’nın kitabı ilkelerini çiğneyen entelektüellere zehir zemberek bir saldırı olarak telakki edilse bile ideali tespit ve temyiz noktasında önemli bilgiler sunmaktadır. Benda’nın verdiği örneklerden entelektüelin dünyadan tamamen elini eteğini
EntelektüelEdward Said · Ayrıntı Yayınları · 20111,194 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,388 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 76. kitabı
ATSIZ Her Çağın Masalı: Bozdoğan'la Sarı Yılan . @ötükençocuk tarafından çocuklara çol güçlü bir okuma . Çizgi roman tarzında bir anlatım ile düşünmelerini sağlayan bu hikayenin gerçekleri sert! Kültürümüzün yegane kavramlarına değinen hikayede, yürekli olmanın asaleti, sözümüzün eri olmanın temsili ve saman altından su yürütenlerin değersizliği anlatılıyor. Bozdoğan bunu ne güzel ifade etmiş: " Yerde sürünmeye alışıksın. Düşmanlarını gizlice zehirlersin. Kuvvetlilerle çarpışmak İçin yüreğin yoktur. Menfaat için kıpırdarsın. Şeref için savaşmanın ne olduğunu bilmezsin. " Ve son sözü her daim akıllarda: " Sürünerek çıkmak yükselmek demek değildir. Sen yukarılara doğru çıksan bile yine alçaksın. Ben aşağıya düşerken bile yükseğim. Sen yılan gibi yükseldin. Ben Doğan gibi düşüyorum. " Çocuklara ahlaki değerlerin zor fakat asıl önemli şey olduğunu, menfaat uğruna kendilerini değersizleştirmemelerini anlatan #atsız Selçuk Ören çizimleriyle görsel bir şölene dönüşmüş. Hepimize çok şey katacak #herçağınmasalı:bozdoğanlasarıyılan tavsiyemdir miniklere. Keyifle.
Bozdoğan'la Sarı YılanHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Çocuk Yayınları · 202521 okunma