7/10
·344 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 00:00
Büyük Defter’de gerçek, acımasız bir dürüstlükle yazıya dökülür. Duygular yasaklanır, merhamet zayıflık sayılır. Çünkü hayatta kalmak için insanlığından vazgeçmen gerekir. Kanıt, artık hiçbir şeyin tam olarak kanıtlanamadığı bir dünyadır. Hafıza parçalıdır, gerçek bulanıktır. Okuyan, anlatılanlara değil, anlatılamayan boşluklara bakmaya zorlanır. Üçüncü Yalan ise en sert darbeyi indirir: Belki de bütün hikâye bir yalandır. Ya da en büyük yalan, gerçeğe inanma ihtiyacımızdır. “Gerçek, kimin anlattığına değil,kimin dayanabildiğine bağlıdır.”
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
Adalet her zaman adil olmadı...
Puan vermedi·115 syf.··
2026 21. kitabı
Venedik Taciri; Tartışmalara hayli açık düşündüren bir oyun Venedik Taciri. Ticaret merkezli bir dünyada basit bir para anlaşması ile başlayan ama içerisinde subliminal olarak bir çok mesaj veren bir hikaye sevgi dostluk adalet merhamet ön yargı ve dini değerler gibi bir çok konuyu çok incelikli bir şekilde işlemiş Shakespeare. Hikayenin özünde yazar dini inanışların insanların ve yaşamlarının üzerinde daha da önemlisi birbirlerine ve hayata bakışlarına ne denli sirayet ettiğine değinmiş doğrusu çok yerinde bir anlatım da olmuş Shylock ve Antonio üzerine kurulan bu hikaye adaletin bakış açısına ve durduğun tarafa göre değiştiğini gösteriyor ki bu da adaletin asla adil olmadığını gözler önüne seriyor. Eserin bugün bile etkili olmasının sebeplerinden biri de insanın içindeki karanlık intikam arzusu ve aydınlık olan merhamet duygusunun savaşının bitmemiş bitmeyecek olmasından sadece bir kitap değil hukuk sistemine vicdan muhasebesine tutulmuş bir ayna insani duyguları tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren bir eser... Dilan YamaçDilan Yamaç Venedik TaciriVenedik Taciri William ShakespeareWilliam Shakespeare
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan Ruhunun Karanlığı ve Çelişkileri Üzerine
8/10
·222 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin bu kitabını okurken gerçekten çok büyük bir keyif aldım. İçinde hem birbirinden vurucu öyküler hem de sarsıcı bir tiyatro oyunu barındırması, metinler arasında gezinirken bambaşka duygulara geçiş yapmamı sağladı. Kitaba adını veren “Kağnı” başlığı altındaki ilk öykülerde okuma tempomun ister istemez yavaşladığını fark ettim; sanki yazarın dili burada çok daha ağır, çok daha sindirilerek okunmayı talep ediyordu bizden. Ama buna rağmen o boğucu, o sert genel atmosfer beni daha ilk sayfalardan tamamen içine çekmeyi başardı. Kitapta beni en çok etkileyen, tabiri caizse can evimden vuran kısım ise hiç şüphesiz “Esirler” oyunu oldu. Orada kurulan o devasa dramatik yapı ve karakterlerin o kor gibi yanan iç dünyası beni diğer öykülere kıyasla çok daha derinden, çok daha başka bir yerden yakaladı. KAĞNI Bu öykü, bir köyde güpegündüz cinayete kurban giden bir delikanlının ardından, yaşlı annesinin yaşadığı o kapkara ve katmanlı trajediyi acayip sarsıcı bir biçimde önümüze koyuyor. O yaşlı kadının, biricik oğlunun ölümünü bile birilerine dile getirmekten, hakkını aramaktan korkup çekinmesi; o adalet arayışının, kırsal yaşamın o vahşi gerçekleriyle ve bitmek bilmeyen geçim kaygısıyla anında bastırılması, aslında yalnızca bireysel bir anne acısını anlatmıyor bize. Dönemin o çürümüş sosyo-psikolojik atmosferini de tamamen görünür kılıyor. Devlet mekanizmasının o insanı tüketen yavaşlığı ve köy hayatının bu sistemden ne kadar kopuk olduğu, kadının iç dünyasında bir süre sonra buz gibi bir çaresizlik ve amansız bir kabulleniş duygusu yaratıyor; sanki o yoksulluğun içinde adalet aramak bile kadın için ulaşılmaz bir lüks haline geliyor. Ancak öykünün asıl çarpıcı, insanın boğazını düğümleyen yanı o finaldeki kırılma anında saklı. Köyden birinin ihbarı üzerine
Edebiyat
Kağnı - Ses - EsirlerSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 12. kitabı
Merhameti idamlık suç olarak gören bir mahkeme reisinin, astırdığı bir gencin suçsuz olduğunu öğrenmesi üzerine baştan aşağı merhameti kuşanan bir insana dönüşümü anlatılıyor. Adaleti sağlamak ve tarafsız olmak için merhamet duygumuzu kenara atmaya gerek yoktur. Kenara atılması gereken şey ön yargıdır. Masum gencin ismi yasaklı maddelerle anıldığı için anne katili olma potansiyeline sahip gibi görüldü ve bu da Reis Bey'i korkunç bir vebale sürükledi.Ön yargıları, kibri, egoyu bırakıp merhametli ve çok yönlü bakışa sahip biri olmak adil karar verme noktasında daha doğru bir duruş olur diye düşünüyorum. Başka bir açıdan bakacak olursak, nefis muhasebesi yapan ve nefsini eğitip olgunlaştırmak isteyen her mümine hitap eden bir yönü de var kitabın. Nefis terbiyesi yolculuğunda Kuran ve hadis kaynaklarıyla birlikte genellikle büyük alimlerin eserleri tercih edilir. Tiyatro türünde yazılmış olan bu kısacık kitap ise sağlam bir kurgu içerisine yerleştirdiği çok değerli mesajlar sayesinde nefsini sorgulayan bireylere fayda sağlayacak niteliktedir. Tüm okurlara öneriyorum.
Reis BeyNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20239,8bin okunma
8/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
‎Sabreden Derviş, muradına ermiş... ‎ ‎"Bu gece ne olmadık, ne inanılmaz bir geceydi. Ankara'dan istanbul hapishanesine nakledildiği gece, jandarmanın bileklerinden kelepçeleri çıkardığı dakikada, içinde bulunduğu katar bir başka katarla çarpışıyor, kendisi bu kazadan canlı kurtuluyor. Aldığı yara berelere rağmen canlı... O kadar canlı ki, yerinden kalkar kalkmaz başka kazazedelerin imdadına koşuyor, yanında yaralı olduğu hâlde, yine de diğerlerinin imdadına koşan, bir başka insan, bir kadın var. Ve bu kadın kendisini tanıyor. Evet, biraz evvel elleri kelepçeli bir mahkûm olduğunu tanıyor! Tam imdat ekipleri geleceği sırada ona kaçmasını öğüt veriyor... Zaten kendisi kaçmak, hapisten, merhametsiz duvarlar arasından kurtulmak istemiyor mu? Elbette istiyor. Ona bu nasihati verenkadın esasen eski bir mahkûm, yeni tahliye olmuş, on beş sene hapiste kalmış bir sabıkalı. Kaçmasını kolaylaştırmak için para, barınabilmek için de evinin adresini veriyor. İnanılmaz bir şans bu. Sonra tesadüf, yolda bir de Şoför Ramazan'ı karşısına çıkarıyor. Dertli adam! Çok sevdiği, lüzumsuz yere kıskandığı karısından tam da o gün boşanmış olan bir adam! Ne yaptığını, hırsını nerede boşaltacağını bilemeyen, iyilikle kötülük arasında zikzaklar çizen bir kimse! Ve sonunda o da iyi hislerine mağlup oluyor. Bir saat evvel kendisini polise vermekle tehdit eden, İstanbul'a götürdüğü takdirde şantajla yol parasının çok üstünde bir para isteyen adam, onu Tuzla ile Pendik arasında kamyonundan indirmeden evvel, eğer iş arıyorsa gelip kendisini bulması için bir adres veriyor. Ve ondan istediği çok fazla parayı almak şöyle dursun, hiç almıyor. Sonra geceyi, belki birkaç gününü geçirmek ümidiyle boş zannederek girdiği bu yazlık evde karşısına peri kızları kadar güzel fakat sonsuz kederli bir kadın çıkıyor
Edebiyat
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202529 okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:28
Budala, okuyucuya yalnızca "budala" bir adamın öyküsünü sunmakla kalmaz; özüne inildiğinde 19. yüzyıl insanına batılılaşma ve modernleşme üzerinden çarpıcı mesajlar verir. Bu dönemde Rusya, Batı Avrupa etkisinde kalmış, toplum yapısı hızla değişmiş; modernleşme, sanayileşme ve kentleşme gibi sorunlarla toplumsal düzen sarsılmıştır. Romanda bu dönüşümün etkileri açıkça görülmektedir. Karakterlerin çoğu toplumdaki konumlarını yükseltme, maddi kazanç elde etme veya sosyal statülerini koruma çabası içerisindedir. Dostoyevski, bu durumun insan ilişkilerini samimiyetten uzaklaştırdığını ve bireyleri çıkar odaklı bir yaşam anlayışına sürüklediğini gösterir. Modernleşmeyle birlikte insanların manevi değerlerden uzaklaşması, romandaki birçok trajedinin de temel nedenlerinden biri olarak sunulur. Romanın başkarakteri Prens Mışkin ise bu dünyanın karşısında duran bir simge konumundadır. O, insanları maddi durumlarına göre değerlendirmez; her zaman sevgisi, saygısı, affediciliği ve merhametiyle ön plandadır. Böylesi bir dünyada herkesten farklı özelliklere sahip olmak, çevresi tarafından anlaşılamamasına ve bir "budala" olarak görülmesine neden olur. Bu durum, modern toplumun ahlaki değerlerden ne kadar uzaklaştığını açıkça yansıtmaktadır. Kapitalizm Kıskacında İnsan İlişkileri ve Metalaşma Kapitalizmin temel özelliklerinden biri, ekonomik çıkarın toplumsal ilişkiler üzerinde belirleyici hale gelmesidir. Budala romanında da birçok karakterin davranışı ekonomik kaygılarla şekillenmektedir. Özellikle Gavrila Ardalionoviç İvolgin (Ganya) karakteri bu durumun en belirgin örneğidir. Ganya, Nastasya Filippovna ile evlenmek istemektedir; ancak bu isteğin temelinde sevgi değil, ekonomik kazanç ve sosyal yükselme arzusu yatar. Bu durum, evlilik kurumunun bile ekonomik hesapların bir
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma