Bu incelemede değinmek istediğim nokta, bir fahişeyi fahişe olmaya zorlayan etmenler dışında, onu bu yolda ilerlerken insanların, toplumun nasıl bir pencereden baktığı olacaktır. Herhangi bir ahlakî öğretiden, inançtan yoksun biri değilim ancak bakmakla görmek arasındaki sınıra hakim olmak gerektiğini kavramış yaştayım. Ve içinde yaşadığımız dönemi de baz alacak olursam pek çoğumuzun bakmaktan öte görmeye ihtiyacı olduğu kanısındayım.
Marguerite yalnızca locaların en çok davet edilen kadını olmamakla birlikte, tüm gözlerin üzerinde gezinmesini sağlayan kendine has büyüleyiciliğiyle de tanınmış genç bir kadındır. Dünyaya nasıl geldiği, kiminle mutlu mutsuz bir çocukluk ya da ilk gençlik yıllarını geçirdiği düşünülmeksizin, herkesin dilinde benzer sözlerle yaftalanır; genç bir yosma. Elbette her dönem gibi o devir için de fahişelik soysuzca bir davranıştan öte görülmez ve fahişeliğin dahi kendine özgü sorumlulukları bulunduğunu her kesim bilir. Bir fahişenin yanından geçerken istavroz çıkarılması alışılmış bir refleks haline gelir. Onunla aynı muhitte görülmenin insanı tedirgin eden yanları bulunur. İster bir din adamı isterse kendini insan yaşamına adamış bir doktor olsun, bu gerçek hiç değişmez.
Sonu felaketle bitecek bütün aşkların ortak yanları bulunur. Bir rastlantıyla, tanışmayla ya da ilk görüşte olması bu neticeyi değiştirmez. Yaşanması gereken yaşanır ve bunun önüne setler çekilmesi, durumun şiddetini artırmaktan öteye geçemez. Armand'ın durumu da diğerlerinden farklı değildir. Toyluğu, yüzünden okunabilecek her insan gibi; gençliğinin yakıcı arzularında yüzmeye istekli, bir o kadar tedirgin ve yaşamaya meraklı; ailesinden gördüğü ölçülü terbiye ile sınırlarını korumakta gayret eden bir erkektir. Tiyatrolara gider, yakın arkadaşları ile yaptığı sohbetlerden
Daha dün ruhlarının yalnızlığında hasta odalarının loşluğunda çabucak ölmeyi arzulayanlar, başkalarının yaşamını ve mutluluğunu görünce nasıl da yaşamak istiyorlar?
Düşlerdeki yaşamın yanında, bir de maddeye bağlı yaşam vardır, en arı kararlar bile gülünç ama demirden bağlarla yere bağlıdır, bunlar da kolay kolay kırılmaz öyle.