Çocukken, yaşamı hiçbir haliyle ciddiye almadan, en kestirme yanlarından geçebilecek yollarını bularak görmeye yatkın bir yaratılışta bulunuruz. Bu saf halimiz, çoğu yetişkin için birer mucize hali, Tanrı'nın en paha biçilmez sanat eserlerinden biri olarak nitelendirilir. Hiçbir diken batmamıştır henüz parmağımıza; nereden geldiği bilinmeyen sarsıcı bir yel, henüz görüşümüzü bulandırmamıştır. Yalnızca yemeye, koşmaya, doyasıya gülüp etrafımızda olan bitene karşı kayıtsızca sorular sormaya çalışırız. Bu da gerçekleri apaçık gören çoğu yetişkin için, yaşanması oldukça imrendirici bulunan manevi telaşlardır.
Salome'un dünyasında doğanın sunduğu güzellikler bizi karşılarken her ayrıntı üzerinde durmaya özellikle sizi davet etmek isterim. Canlı bir tablo misali sunduğu nehir, bu nehre büyük bir coşkunlukla akseden ayın berrak ışığı, birbirine kenetlenmişçesine sallanan ağaçlar, okyanusun göğsünü yaracakmışçasına oldukça sakin; kendinden emin bir gücün buyruğu altındaymışçasına ilerleyen gemi... Tüm bunların üzerinde birazcık durup beklemenizi, hayal etmenizi bekler Salome. Düşünmenizi ve yaşamda kendine bir yer edinmeye çalışan -özellikle genç, kendine has incelikleri bulunan insanlardır bunlar- insanlar için kendinizi onların yerine koymanızı ister. Elbette okuduğunuzda yapacağınız ilk şey, özyaşamınızla müthiş bir kıyaslamadır. Çünkü aynı hayatı vadetmeyen bir dünyada bulunduğunuz gerçeği, hep yanı başınızdadır. Aynı yollardan geçtiğini direten kimi bilgelerin dahi geçtiği yol, gördüğü manzara bambaşka bir göze sahiptir; baktığı pencere ya oldukça kirli ya da günü gününe temizlenmiştir. Bu yüzden sözlerimin arasına şunu eklemek isterim ki, büyüklerin bir konu hakkında konuştuğunu duyduğunuz an, her zaman iki ucundan düşünmeye çalışmalısınız. Birinin doğru olarak gördüğü