Pandomima
Samipaşazade Sezai’nin ilk öykü kitabı Küçük Şeyler’in içinde yer alan “Pandomima” öyküsünde “Paskal” karakteri, bireyin iç dünyasının okuyucuya sunulduğu bir hikâye olarak karşımıza çıkıyor. Öyküde göze çarpan ilk noktalardan biri de mekân tasvirlerinin ana karakterin iç dünyasının bir yansıması olarak yazar tarafından gözler önüne serilmesidir. Paskal’ın çürüyüp yıkılmaya yüz tutmuş bakımsız ve ilgiden yoksun evi; kendi zihninin ve mevcut hayatının düpedüz bir yansıması olarak okuyucuya sunuluyor. Kimselerin olmadığı sessizlik ve hüznün cirit attığı karanlık bir yerde yaşayan Paskal benzer durumu kendi iç dünyasında da yaşamaya devam etmektedir. Nitekim hikâyenin ilerleyen bölümlerinde bu ilişkinin gerçekliğinin zaman zaman yazar tarafından okuyucuya hissettirildiğini görmekteyiz. Toplum tarafından yabancılaştırılmış ilgiden ve kabul edilmekten menedilmiş bir karakter olarak Paskal bu durumun farkına varmamakta ve kendisini ölü köpeğine yahut bir maymuna benzeten Eftelya adlı bir kızdan hoşlanmaktadır. Paskal’ın kendi gösterisinde Eftelya’ya aşkını duyurmak için dilini çıkarma hareketi toplum tarafın bir mizah ve şebeklik objesi olarak algılanmaktadır. Öte yandan Paskal’ın hayatı boyunca kimse tarafından sevilmemiş ve değer gösterilmemiş olması, hayat sebebi olarak gördüğü bu aşkı tek başınayken bile düşünmeye cüret etmemesine sebebiyet vermiştir. Kimsenin kendisini en ufak bir sevgi kırıntısına bile layık görmemesi Paskal’ı kendi odası ve gösteri sahnesi arasında gidip gelen yüzü maskeli bir hayalete çevirmiştir. Eftelya’nın evlenmesine derinden üzülen Paskal’ın zaten toplum tarafından görülmeyen iç dünyasının ve kabul edilememiş benliğinin son nefeslerini vermesine sebep olmuştur. Hikâyede Paskal’ın intihar ettikten sonra bile dilinin dışarda kalmasına