"Bütün gün ne yapıyorsun?"
"Yatakta kalıyorum."
"Çok kötü bu."
"Yok, değil. Hoşuma gidiyor."
"Bütün gün yatakta kalmanın nesi hoş?"
"Kimseyi görmek zorunda kalmıyorsun."
Köşeyi döner dönmez sanki bütün evlere saldırdı. Kapkaraydı içi. Onu dinleyen, şehri üst üste dolduran yapılardaki insanların içinde bir tek mutlu kişi bile yok sanırdı. "Neden bu kadar kötümsersin?" Dedim. "Sen neden değilsin?" Dedi, çevreni görmüyor musun? Sözlerinin doğru bir yanı var, biliyorum. Ama biz onunla mutlu olabilirdik. Neden beni anlamaya çalışmıyor?