Renkli Çekmeceli Şifonyer, ülkesinin topraklarından kopup farklı bir ülkeye sığınan, kendi ayakları üstünde duran ve hayatın zorluklarını yüklenen bir kadının, Rita'nın, hikayesi. Yalnızca Rita'nın da değil, Rita'nın hayatında yer alan farklı kadınların hikayelerine de kısa da olsa misafir oluyoruz.
Olivia, anneannesinin ölümünün ardından ondan miras kalan renkli çekmeceli şifonyere sahip oluyor ve şifonyerle birlikte anneannesinin yaşamının perdelerini de aralamış oluyor. Rita, yani büyükanne, İspanya'daki iç savaş kaynaklı doğduğu ve köklerinin olduğu toprakları küçük yaşta, kız kardeşleri ile birlikte terk edip Fransa'ya sığınmak durumunda kalıyor. Anne ve babaları bu yolculukta kendilerine eşlik edemediği için kardeşler hayatın yükünü çocuk yaşta üstlenmek zorunda kalıyorlar. Vatanlarında yabancı ve terk eden, sığındıkları ülkede ise istenmeyen konumunda olan Rita, bu durumun öfkesini ve kafa karışıklığını içinde yaşarken kimlikten kimliğe gidiş gelişler yaşıyor. Bir yere ait olamamanın verdiği bu kafa karışıklığıyla başka bir başlangıç yapmak isteyen Rita'nın hayatı oradan oraya savrulurken biz de onunla birlikte yaşananlara tanıklık ediyoruz.
Birisinin ölümünün ardından ondan kalan bir defter/kitap vb. bir eşya ile o kişinin yaşamını okumak edebiyat dünyasında özellikle son zamanlarda çok sık kullanılan bir durum olsa da kitabın anlatımı, akıcılığı ve olayların İspanyol ailesinde geçmesi ile kitap benim için benzerlerinden ayrıldı. Yazarın anlatımı çok hoş, hikayenin içerisinde sürüklenip gittim. Kitabın okuduğum birçok paragrafta beni farklı düşüncelere ve bakış açılarına yönlendirmesini de sevdim. Kitap kısa tutulmuş, yazar az ve öz anlatımla karakterlerin iç dünyasını önümüze sermiş. Uzatılıp karakterler çok daha ayrıntılı anlatılabilir miydi; elbette. Ama