Yemekte ve içmekte bir lokma dahi olsa israftan ve hırs ile yemek yemekten ve kalbi gafil iken yemekten çok sakınmak lazımdır. Zira, “ Gaflet lokması gaflet getirir, huzur ile yenen de huzur getirir.”demişler.
Nadir kadehler toplamamın, evimin dekorasyonunda özel bir tarzdaki barok italyan gravürleri, Canaletto stili oyma baskı manzara resimleri kullanmamın nedeni, içimdeki tutkudan ziyade, rahat bir meşgaleyle bir iç bütünlük sağlamaktan ve bilgi edinmekten duyduğum sevinçti; bunları antikacılardan toplamak veya müzayedelerde ele geçirmek avlanmanın verdiğine benzeyen, ama tehlikeden uzak bir heyecan yaşatıyordu bana.
Ölüm hiçte korkulan bir şey değilmiş. Bir kapıdan çıkıp öteki odaya geçmek gibi bir şey. Mezarlıklarda piknik yapıldığı günler uzak değil; eski kartpostallarda var. Ahşap İstanbul, mütevazi İstanbul nedir? Bir mahalle mescidi, bir ulu çınar, gölgesinde bir çeşme yanında bir hazire. Oya gibi izlenmiş mezar taşları.
Mevlut, hayatının sonuna kadar ortaokul yıllarını özlemle hatırladı. Ortaokulda, Türk olmanın dünyanın en iyi şeyi olduğunu ve şehir hayatının köy hayatından çok daha güzel olduğunu öğrenmişti. Bazen bütün kavga ve tehditlerden sonra sınıf hep birlikte şarkı söylerken, en azgın, en haydut öğrencilerin bile yüzlerinde beliren meleksi ifadeyi hatırlar, gülümserdi.
Vagonun penceresinden Rayiha’nın şehirlere, kavak ağaçlarına, traktörlere, at arabalarına, futbol oynayan çocuklara, demir köprülerin altından akan nehirlere bakışını izlemekten memnundu Mevlüt. Bütün dünya, her şey ilginçti.