Zinhar hakikat yolunda yürürsen, bilineni bildiğini iddia etme! Sen sadece bilgiyi bildin. Bilineni bilen sadece bilgidir. Bilgi ile bilinen arasında derinliğine ulaşılamayan deryalar vardır.
“İnan olsun,” dedim, ellerimi neşeyle birbirine vurarak, “çölde bile olsa beğenip sevecek bir şeyler bulup çıkarabilirim ben. Hiçbir şey bulamasam bile gönlümü tatlı kokulu bir çöl menekşesine veririm ya da gözümü okşayan hüzünlü birkaç servi bulurum. Gölgelerine sığınırım onların, beni korudukları için onlara tatlı diller dökerim. Adımı gövdelerine kazır, koca çöldeki en güzel ağaç olduklarına yemin ederim. Yaprakları solduğunda yas tutmayı öğretirim kendi kendime, yeşerip mutlandıkları zaman ben de onlarla beraber mutlanırım,”