Merve

Merve
@merviews
kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım.
Al-i imran
186. Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
Reklam
Hürriyetseverlik deyince, çoğu kere kast edilen şey, bir nevi, menfî kanaat sahibi olmaktır. Devlete karşı iktisadî ve siyasî tenkitlerde bulunmak, demokrasi için bir düzeliş vasıtası mıdır? Şayet milletin hiçbir murâkabesi* olmayan, keyfi ve ferdî bir kuvvet iktidar mevkiinde ise, devlete karşı güvensizlik hakîmce bir harekettir. Fakat devlet, halkın iradesinden doğmuşsa, milletin şuurunu temsil ediyorsa, aleyhtarlık kötü niyetten başka bir şeye hamledilemez.
murakebe: denetim
Siyaset
Bektaşilik vs Cizvitlik
Din medeniyetinin son mahsullerinden biri de tekkelerdir. Bunlar bilhassa yayılma güçleri ziyade olduğu zaman eğitimin ocakları idi. Burada eski, çile çıkaran, Allah yolunda fâni olan velî yerine harpçi ve istilâcı bir zahitler sınıfının meydana çıktığı görülüyor. Bunlar, dinin başlıca prensipleriyle kendi karakterleri arasındaki aykırılığı meşru göstermek için, türlü türlü tevillere başvurmuşlardır. Doğu’da Bektaşilik, Batı’da Cizvitlik bu sınıfın en canlı misalini teşkil eder. Dinin ifrat derecede feragat ve fedakârlık telkin eden remizleri* altında en şedit hayat ihtiraslarını, ve bazen en kuvvetli hodbinliği saklamışlardır.
remiz: sembol, örtülü mesaj / şedid: şiddetli
Din medeniyetinin doğurduğu başka bir sınıf da müçtehitler ve medresedir. Aslında iman, düstur haline konmamıştı. Peygamberi hayatlarında görenler, onun sözlerini tefsire muhtaç olmamışlardır. Fakat bir müddet sonra tefsir lüzumu doğdu; içtihat başladı. Bu ideal Doğu’da Gazalî, Batı’da Saint Thomas’ı yetiştirdi. Medrese, Yunan aklı ile İslam imanının uzlaşması için yapılan bir gayretti. Fakat bu gayret ne Doğu’da, ne de Batı’da hedefine hiçbir zaman tamamen ulaşamamıştır.