Yazma eylemi bana hep istifra etme ile ilintili geliyor.
Nasıl...
Hep bir şeyler yazmak istiyorum, yazıyorum- siliyorum birileri görmeden yok ediyorum. Bazen insanlarla paylaşmak istiyorum ama bunun zehirli bir eylem olduğunu düşünerek vazgeçiyorum. Özellikle avrupalı felsefi düşünürler yazdıklarının çoğunun toksit olduğunu bilmesine karşın, insanları toplumu infiale götürebileceğini bilmesine karşın bunu gözardı etmişler. Bu onların bileceği bir ahlaki durum. Gerçi yaşasalardı muhtemelen annevari "ne yani o atla dedi diye sen de atlicakmısın hııı" veya "ne var karşm ben olanı yazıyorum sEn de luzırsan okuma qeç" gibi bir argümanla gelebilirlerdi. Bilemiyorum Olric... Altan... Dur kimdin sen? Sana yeni bir isim bulmalı.
Sen ne düşünüyorsun?
Birilerini olumsuz düşüncelere itebilecek bir yazıyı topluma sunmalı mı? Yoksa boşver içinde patlasın deyip geçmeli mi?
Sanırım olmayan bir şeyin vebali ile karşı karşıyayım.
Bazı insanlar çok rahat kusar, hatta bu eyleme kendilerini alıştırıp kronik rahatsızlığa bile dönüştürenler var bkz. bulumia gibi. İnsancıklar da der, kus rahatlarsın bir şeyciğin kalmaz.
Ben kusmaktan nefret ediyorum.
Nadir de yaşıyorum zaten. Ama bu istifra eylemi beni çok hırpalıyor. Öğk deyip geçemiyorum. Ruhumu bile darlıyor. İçimdeki zehiri atmak isterken zehrin ta kendim olduğunu farkediyorum. Eylem öncesi, sırası ve sonrasında dahi bu sarsılmayı üzerimden atamıyorum.
Kardeşim bize ne senin gastrolojikimsi sorunlarından...
Yok işte. Yazmak da benim için böyle. Yazsam bu sarsınıtıyı yaşıyorum, yazmasam zehirler içimde kalacak. Aman yazayım kurtulayım desem hırpalanmak beni sonrasında da rahatlatmayacak. İki ucu kusmuklu değnek.
Bilmiyorum, bu bir geri dönüş mesajı değil. Öze dönüş hiç değil. İstifra belirtisi dahi yokken gelen ani bir