Enes b. Mâlik (r.a): “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Kur’an okuyan mümin hem kokusu hem tadı güzel olan turunç gibidir. Kur’an okumayan müminin misali ise hurma gibidir; tadı güzeldir ancak kokusu yoktur. Kur’an okuyan facirin misali de fesleğen gibidir; kokusu güzeldir ancak tadı acıdır. Kur’an okumayan facirin misali de Ebu Cehil karpuzu gibidir. Tadı acıdır, kokusu yoktur.
İyi arkadaşın misali de misk taşıyan kimse gibidir. Ondan sana hiçbir şey geçmese bile kokusu geçer. Kötü arkadaşın misali de körükçü gibidir. Siyah tozu sana sirayet etmese bile dumanı sirayet eder.”
Yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.
Beynimizin bir yerlerinde sınırsız üretilen, sihirli bir kimyasal yok. Sahip olduğumuz dopamin miktarı belli ve bunu dengeli kullanmak zorundayız. Yani sürekli mutluluk ve haz peşinde koşmak, dopaminin çalışma mantığına aykırıdır. Yaşayacağımız her mutluluk için dopamin gerekli olacağından bu depoları çok hassas biçimde kullanmalıyız.
“İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir. Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi biri olmadığını görüsün.”