Meryem

Puan vermedi·142 syf.··
2019 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2019 19:19
Asıl adı Manoko Yoshimoto olan Banana Yoshimoto'nun "Mutfak" adlı Modern Japon Edebiyatı örneklerinden sayılan bu eseri 1988 yılında basılmış. Bu zamana kadar basılmış ondan fazla kitabı bulunan yazarın en meşhur kitabı “Mutfak”. Kitap iki kısımdan oluşuyor. “Mutfak" birinci kısmın ismi. İkinci kısmın ismi ise “ay ışığı gölgesi”. İki kısmın karakterleri farklı olsa da, hem tema, hem de yaşanan travmatik olayların çok fazla benzeşmesi nedeniyle, kısımları birbirinden ayırmak çok fazla mümkün değil. İki bölümde de bir yakınını kaybetme sonrası, ölümün kasvetiyle dolu yaşanan bir yalnızlık söz konusu. Kitapta karakterlerin bunu aşma süreçlerini daha doğrusu aşmaya cesaret etme süreçlerini okuyoruz. Bu yalnızlıktan karakteri kurtarmaya iten şey birinci bölümde olay örgüsü ile gelişen bir farkındalık, ikinci bölümde ise spritüel bir mucize oluyor. Ayrıca yazar son bölümde geçen bu gerçeküstü olayı o kadar gerçekçi yazmayı başarmış ki, son 30 sayfa yazara ve kitaba olan bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Biraz araştırma sonrası yazarın diğer kitaplarının da bu tarzda olduğunu öğrendim. Gelecekte bir kitabını daha okumayı düşünüyorum.
Edebiyat
MutfakBanana Yoshimoto · Arion Yayınları · 1998795 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·471 syf.··
2019 8. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2019 10:41
Gog , İtalyan yazar Giovanni Papini'nin "Gog" adında bir milyarderin çoğu ünlü olan isimlerle yaşadığı hatıraları bize aktardığı bir kitap. Gog, yazarın deyimiyle "en aşırı ideolojileri, en kötü tarafından kavrama yeteneği olan, bu ideolojilerle barbarlığını güçlendiren" birisi. Şöyle ki Gog, görüştüğü filozof, bilim adamı, şair, lider kim olursa, sunulanı en olumsuz şekilde anlamayı her seferinde başarıyor. Kendi ile alakalı çok bilgi vermese de, bu hatıralardaki konuşmalarından ve bazen kendi fikirlerini anlattığı bölümlerden onunla ilgili bazı ayrıntılar öğrenebiliyoruz. Gog, kendisini "öğrenmek isteyen bir cahil" olarak tanıtıyor bir seferinde. Gerçekten de her alana bir merakı, bir ilgisi var. Ama bu ilgilerini hep bir satın alma, bir şekilde onda bir mülkiyet edinmekle tatmin edebiliyor. Ancak neticesi yine de istediği gibi olmuyor. Bu şekideki yaklaşımına neyin sebep olduğunu göremesek de, "kendi benliğinin mülkiyetine bile tam olarak sahip olamayan birinin, başkalarının eseri olan diğer şeylere sahip olamayacağını" söylediği kısımda yaşadığı varoluşsal sancıları ve bağımsızlık arzusunu görebiliyoruz. Yine bu bölümde hissettikleri ile ilgili; "Benim olan bana ait gibi görünüyor. Halbuki ben daima benim olana aitim... Benliğimi parça parça sökecek olsam, onda, hep dışarıdan gelmiş parçalar ve kırıntılar buluyorum." sözleri ile yaşadığı bu durumu gayet net bir şekilde anlatıyor. Aynı zamanda insanlardan nefret eden Gog'a, insanlığını topyekün katli fikri mutluluk veriyor. Bu fikir hakkında "içindeki bastırılmaz tiksinti için avunma" olduğunu söyleyen Gog, küçüklüğünden beri istemediği sesleri susturabilmek için öldürmeye karşı bir ilgisi olduğunu söylüyor. Ayrıca geçmişinin kendisinde bıraktığı ümitsizliği ve bunun intikamını almak istediğini
Edebiyat
GogGiovanni Papini · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,411 okunma
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2019 23:49
İnsancıklar, Rus Edebiyatı denince akla gelen yazar Dostoyevski'nin yirmi dört yaşındayken yazdığı ilk eseri. Orijinal adı olan Бедные Люди (bedniye lyudi)'nin anlamı "zavallı, yoksul insanlar" olan bu kitapta, o dönemin Rusya'sı bize iki kişinin mektupları aracılığı ile sunulmuş. Kitapta, karakterlerin ve halkın yaşadıkları ile hem "yoksulluğu", hem de her mektubunda kendini küçümseyen, insanların kendini ezik gördüğüne inanarak sürekli kendini ezen Makar Devuşkin karakteri ile de "zavallılığı" görüyoruz. Makar Devuşkin, kıt kanaat geçindiği maaşıyla, kendinden farklı durumda olmayan sevdiği mektup aradaşı Varvara'ya hediyeler gönderen, samimi ve hassas bir insan. Kendisi hakkındaki düşüncelerini ve Varvara'nın kendi üzerindeki etkisini şu sözleriyle görebiliyoruz; "Onlar, bana zalimlik edenler, çehremin bile uygunsuz olduğunu söylüyorlardı ve hor görüyorlardı beni, kendi kendimi hor görür olmuştum; kütük gibi olduğumu söylüyorlardı, ben de gerçekten kütüğüm ben diye düşünüyordum, ama siz karşıma çıkınca, siz karanlık hayatımı aydınlattınız, kalbimi ve ruhumu aydınlattınız ve ben ruhsal huzur bularak diğerlerinden daha kötü olmadığımı anladım; beli parıltı yok, ışıltı yok, renk yok, ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben." Ayrıca Makar'ın bu sefil hayattan kurtulmak isteyen gururlu bir yanı da mevcut; "Talihsizliğimin acımasız günlerinde size, yoksulluğunuza ve kendime, kendi ezikliğime ve yeteneksizliğime bakarken, ruhsal utançtan ölüp ölüp dirilirdim, buna rağmen, size yemin ederim, benim için değerli olan şey yüz ruble değil, Majesteleri'nin bizzat kendisinin bir saman tanesinin, bir sarhoşun, benim gibi değersiz birinin elini sıkması oldu!" Ancak kitapta, karakterdeki bu son derece derin değersizlik duygusunun hangi sebeplerden
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
7/10
·152 syf.··
2018 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2018 23:35
Kurt Adam Vakası, psikanalizin kurucusu Freud'un, başkalarına bağımlı halde yaşayan bir hastası ile yaptığı analizleri, hastanın nevrozunun gelişimini ve dört yıllık bir tedavi sürecini anlattığı eser. Hastanın takıntı nevrozuyla alakalı olarak, bastırılmış eşcinsel eğilim ve baskın mazoşist cinsel eğiliminin, zamanla daha dini bir forma evrilmesi şeklinde tanı koyan Freud, bunu hastanın bebeklik döneminde yaşadığı travmaya bağlıyor. Kurt Adam ise hastanın (travma sonrası) çocukluğunda bir dönem boyunca gördüğü kabus. Tabi okuduğumuz kişi Freud ise, o kurdun babası olduğunu söylemeye gerek yok. Kitabın sonunda yazdığı "Özet ve Problemler" kısmı, konuyu toparlama ve meramını anlatma bakımından oldukça yararlı olmuş.
Eğitim
Kurt Adam VakasıSigmund Freud · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20171,120 okunma
7/10
·88 syf.··
2019 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2019 23:52
Aylak Köpek, Modern İran Edebiyatı'nın Kafka'sı kabul edilen Sadık Hidayet'in yedi öyküden oluşan eseri. Kitabın ana teması hayal kırıklıkları, insanlardan vazgeçiş, seçilemeyen kader, yaşama devam etmeye çalışmanın bezginliği ve genel olarak ölüm üzerine. Yazarı hakkında bir fikriniz olmasa bile okuduktan sonra Sadık Hidayet'i çok iyi tanıyacağınız bir kitap. Zira Sadık Hidayet öykülerinde; bunalımını, sorgulayışlarını, düşüncelerini ve (özellikle son öyküde) mutluluğa ulaştıracağını düşündüğü çözümü, karakterler aracılığıyla bize açık bir şekilde sunmuş. Öyküler ve yazar arasındaki bağlantıyı kurmak için sadece yazarın hayatının nasıl sona erdiğini öğrenmek bile yeterli oluyor. *spoiler* Öykülere gelecek olursak, kitaba öncelikle 'Aylak Köpek' ile başlıyoruz. Bu hikaye diğerlerine göre belki de en fazla umudu barındıran hikaye. Ve köpek Pat'ın sonunu getiren de bu umut oluyor. Devamında 'Kerec Don Juan' öyküsü geliyor. Bu kısmı, rastlantılar sonrası değişen hayatlar, aldatılma ve göstermelik yaşantıların gerçek yüzü şeklinde özetlemek mümkün. Üçüncü öykü olan 'Çıkmaz' ise, suçluluk duygusundan dolayı hayatı kendine zindan etmiş, mutluluğu haketmediğine inanarak kendini cezalandıran, tam suçluluğunu telafi edebileceğini düşünürken eskisinden de derin bir bir çukura düşen Şerif'in çıkmaz sonlu hikayesi. Bir anı şeklinde bize aktarılan 'Katya' öyküsü ise aşk, ihanet ve arkadaşlık üzerine. Fakat geçtiği ortam diğer öykülere göre oldukça farklı ve ilgi çekici. 'Taht-ı Ebu Nasır' yine aşk, intikam, kazanma umuduyla yaşanan bir kaybediş ve ölünün de ölmesinden bahseden gizemli bir öykü. Altıncı öykü ise 'Tecelli'. Hayatında heyecan arayan, beklentileri hayal kırıklığı ile sonuçlanan bir kadın ve sanatıyla tüm benliğini bu kadına ifşa edip nihayetinde terkedilmiş
Edebiyat
Aylak KöpekSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20243,180 okunma