Islah ve Hidayet
Ömer Tuğrul İnançer, tasavvufi sohbetlerinde ve geleneksel Türk-İslam ahlakı üzerine yaptığı konuşmalarda dilimize yerleşmiş bu kalıpların inceliklerini sık sık açıklamıştır. Islah, İmtihanla Olur Islah, bir şeyin bozulan kısımlarını kırarak, dökerek, yontarak veya terbiye ederek düzeltmektir. İnsanın ıslah olması genellikle başına gelen musibetler, hastalıklar, maddi ya da manevi imtihanlar ve zorluklar neticesinde aklını başına devşirmesiyle gerçekleşir. Bu yüzden birine "Allah ıslah etsin" demek, dolaylı olarak "Allah seni bela ve imtihanlarla doğru yola getirsin" manasına gelebilir. Hidayet İlhamla Olur Hidayet ise kalbe doğrudan gelen bir nur ve ilahi ilhamdır. Kulun hiçbir zahmet, ceza veya musibet çekmesine gerek kalmadan, Allah'ın onun kalbine doğruyu fısıldaması, gönlünü doğrudan hakikate açmasıdır.Bu sebeple İnançer, müminlerin birbirine dua ederken imtihan ve meşakkat içeren "ıslah" yerine, doğrudan ilahi ikram ve kolaylık barındıran "hidayet" kelimesini seçmesini tavsiye etmiştir.
Tasavvuf
"Onlar Allah'ı severler, Allah da onları sever." Bu karşılıklı sevginin düştüğü gönülde diken bitmez; her hüzün güle, her meşakkat rahmete döner. ___ /Güven Taşdemir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
*﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾* *"Sabır ve namazla yardım isteyin."* Mümin, karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında ancak sabır ve namazla yardım ister. Bu ikisi arasında öyle güzel ve derin bir sır vardır ki, onu ancak tecrübe eden bilir. Tadan bilir, bilen de ondan bolca nasiplenir. O hâlde kullarına karşı son derece lütufkâr ve her şeyden haberdar olan Allah'ın şu ilahî yönlendirmesine uyun: ﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾ "Sabır ve namazla yardım isteyin." Kul namazını ne kadar güzel kılar, kalbi ne kadar hazır bulunursa; ihtiyaç anında sabrı ve sebatı da o ölçüde güçlü olur. Müminin namazı onun aynasıdır. Bu yüzden kalplerinizi yoklayın. Çünkü sabır ve sebat, gafillerin değil, huşû sahibi kimselerin kalplerine iner. Sözün özü şudur ki: Allah Teâlâ'ya doğru yürüyüş, hoşlanılmayan şeylerle çevrilidir; zorluklarla iç içedir; nefisle mücadele ve meşakkat üzerine kurulmuştur. Cihad, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, hakkı açıkça söylemek, dostluk ve düşmanlığı Allah için belirlemek.Bunların hiçbiri, kişinin nefsini zorlamadan, dizginlemeden ve onu kurtuluşunun bulunduğu yöne sevk etmeden gerçekleştirilemez. Nihayet bu zorluklar, kulun içinde huzur ve mutluluk bulduğu sevgili şeylere dönüşür. Bu ise yüksek bir makamdır. Bazı insanların gayretleri ona ulaşmaktan geri kalırken, bazıları ona erişir. İşte bunlar, gerçekten "kor ateşi avuçlarında tutanlar"dır. İnsanların çoğu, hatta neredeyse tamamı, onları kınar.
Bir zamanlar evlilik denince içime bir sessizlik çökerdi, Yol uzun, yük ağır diye gönlüm ürkerdi. Meşakkat derdim adına, zahmet derdim her hâline, Daha başlamadan yorulurdum hayaline. Sanırdım ki her adımında bin türlü imtihan vardır, Her gülüşün ardında saklı bir fırtına vardır. Korkular örerdim kendi elimle yarınlarıma, Uzak dururdum kurulacak yuvalarıma. Sonra seni tanıdım... Ve değişti içimdeki bütün tarifler birden. Yük sandığım şeylerin çoğu kalktı gönlümden, Karanlık dediğim yollar aydınlandı yeniden. Anladım ki mesele yolun uzun olması değilmiş, Yanında kimin yürüdüğüymüş. Anladım ki huzur bir evde değil, bir kalpte başlarmış, İnsan sevdiğiyle olunca her zorluk kolaylaşırmış. Sende gördüm güvenin en sakin hâlini, Sende buldum yarınlara bakabilmenin cesaretini. Ve ilk defa öğrendim duygulardan emin olmayı, Bir ömür aynı yöne bakmayı, aynı duaya sarılmayı. Şimdi evlilik denince korku düşmüyor içime, Bilakis bir tebessüm konuyor yüzüme. Sen varsın hayalimde, duamda, yarınımda, Ben huzurun ne demek olduğunu öğrendim adında.
Şiir
"Allah subhanehu ve teâlâ, mümin kulu için onu üzse de, sevindirse de ancak hayrı takdir eder. O'nun mümin kulu için takdiri; bir mahrumiyet suretinde olsa bile aslında bir ihsan, bir meşakkat ve sıkıntı suretinde olsa bile bir nimet, bir bela suretinde olsa bile bir afiyettir. Fakat kul, cehaleti ve zulmü gereği ihsanı, nimeti ve afiyeti ancak dünyada hemen lezzet aldığı ve tabiatına (nefsine) uygun gelen şeylerden ibaret sayar. Şayet o, marifetten yana bol bir pay ile rızıklandırılsaydı, Allah'ın kendisine hoşlanmadığı şeylerdeki nimetini, sevdiği şeylerdeki nimetinden daha büyük sayardı." Medaricu's-Salikîn
Din
""her şey bir insanla karşılaşmakta bitiyor. saadet de bununla mümkün meşakkat de. karşılaştığın insan huzurun da olabiliyor azabın da. bir insanın kudretinin, gönlümüzü şen etmeye de orayı viran etmeye de yetebiliyor olmasına her yaşımda ve her ânımda hayret ediyor olacağım.""