Abidin Paşa Hazretlerinin Mezalim-i İhanetkaraneyi Sukutlaması Bir müddetden beri Sivas Vilâyeti havâlisinde çerkes ve ekrad ve etrak tâifesinden kıtâ'ı tarîk ve eşkiyâ tekessür idüb bunların harekât-ı şekâvetkârâneleriyle ahâli ve ebna-yı seyl giriftâr-ı pençe-i te'addi ve mezâlim ve sîmâ mes'ele-i zâileden sonra valimiz ve ser-komiser Abidin Paşa hazretlerinin Sivas'a teşrîf idinceye kadar bu hâl-i esef iştimal bir derece daha açıklayub insilâb-ı emniyeti müstelzim olmakda idi. Müşarunileyh hazretlerinin şeref-i muvâsalatlarından şimdiye değin gerek Sivas ve Amasya ve Karahisar-ı Şarkî sancaklarından tutılan ve gerek vli-i müşârunileyh hazretleriyle bilmüzakere vaz' olunan esâs üzerine Sivas kumandanı Ferik Saadetlü Musa Paşa hazretleri bizzat Tokad ve Amasya sancaklarıyla vâfî asâkir-i süvâriyle gidüb o havâlide derdest idilan eşkiyânın umûmen adedi yüzi tecâvüz itmiş ve Aziziye kâ-imakâmı rif'atlü Emin Efendiye dahî virilan ve tenbîhat-ı vilâyetpenâhî üzere ondört gün bilâ-ârâm ta'kîb-i eşkiyâ iderek seneler ile şekâvetde bulunan ve vilâyât-ı mütecâvireyi rahat bırakmayan Tek Taşak Ali ile onsekiz avanesi kezâlik derdest olunmuş ve böyle tedâbir-i serî'a ve müessire olderece umûma te'sîr itmişdir ki vilâyet içinde misli nâ-mesbûk yolda âsâyiş-i umûmî hâsıl oldığından lâ-yenkatı' her tarafın ahâlisi vâli-i müşârunileyh hazretlerine arz-ı teşekkür itmekde oldığı vilâyet içinde umûr-u ma'lûmeden oldığından buraları ma'ruz-u teşekkürle işbu gazetemizin dahî ibtidâsında dercini münâsib gördük. İşbu muvaffakiyetden ahâlinin mazhar oldukları rahat şükrâniyet-i umûmîyeyi mûcib olarak bu teşekküri bihakkın edâ ider elfâz ve me'ânî bulmakda izhâr-ı acz iyleriz. - Sivas Gazetesi 1 - 2 Ocak 1880 osmanlicagazeteler.org/incele.php?id=9945
Tarih
mesbûk
MESBUK: NAMAZA SONRADAN YETİŞEN KİMSE Sözlükte “başkalarını geride bırakmak, geçmek” anlamındaki sebk mastarından ism-i mef‘ûl olan mesbûk kelimesi “geçilen, geride kalan kimse” demektir. Fıkıh terminolojisinde mesbûk ilk rekâtı kaçırdıktan sonra imama uyan kimseyi ifade eder. Mesbûk, cemaatle kılınan namaza baştan yetişemeyip ilk rekâtın rükûundan sonra imama uyan kimse demektir. İmam ile birlikte “sübhanallah” diyecek kadar rükûda bulunmayan kimse o rekâtı kaçırmış sayılır. Mesbûk, imam selam verince -sehiv secdesi yapmazsa- beklemeden ayağa kalkar ve cemaatle kılamadığı rekâtları tek başına tamamlar. Mesbûk, imamla birlikte kılamadığı rekâtları kılarken, tek başına namaz kılan kimse gibidir. Sübhaneke, Fatiha ve zammı sureleri tek başına namaz kılarken nasıl okuyorsa öylece okur. Kılmadığı rekâtları tamamladıktan sonra namazını bitirip selam verir. Diyanet İşleri Başkanlığı
Fıkıh
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sekiz Şey Sahibine Zillet Getirir...
01- Çağırılmadığı sofraya oturmak. 02- Ev sahibine amirlik taslamak. 03- Düşmandan ihsan beklemek. 04- Kendisini davet etmeyen iki kişinin konuşmasının arasına katılmak. 05- Sultanı hakîr görmek. 06- Rütbesinden yüksek makama oturmak. 07- Sözünü dinlemek istemeyenlere konuşmak. 08- Ehil olmayanla arkadaşlık yapmak. (İmâm Gazâlî, et-Tibru’l-Mesbûk fî-Nasîhati’l-Mulûk)
İnsan ve Toplum
FIKIH: MESBÛK’UN NAMAZI:
Mesbuk, imama namazın başında değil de arasında veya sonunda meselâ; bir, iki veya üç rekât kılındıktan sonra veya son oturuşta yetişip uyan kimsedir. Mesbuk, kaza edeceği rekâtlarda münferit gibidir. Meselâ bir kimse sabah namazının ikinci rekâtinin kıyamında imama uyacak olsa mesbuk olmuş olur. Bu hâlde tekbir alıp sükût eder. İmam ile beraber son oturuşta sadece ‘Ettehıyyâtü’ okur, imam selam verince kendisi ayağa kalkar, imam ile kılamadığı birinci rekâtı kılmaya başlar, Sübhâneke ve Eûzü besmeleden sonra Fâtiha-i şerîfe ile birlikte bir zamm-ı sûre veya birkaç âyet okur, usûlü üzere rükûa ve secdelere gider, sonra oturup Ettehıyyâtü, Salli, Bârik ve Rabbenâ duâlarını okuyarak selam verir. Mesbuk, kaçırdığı rekâtlerin kazasına her zaman birinci rekâttan başlar. Meselâ: Akşam namazının son rekâtının kıyâmında imama uyan kimse ‘Sübhâneke’yi okur, imamla beraber o rekâtı kılıp teşehhüde oturur, sadece ‘Ettehıyyâtü’yü okur. İmam selam verdikten sonra kalkar, (namazların ilk rekâtinde olduğu gibi) Sübhâneke’den sonra Eûzü Besmele ile Fâtiha-i şerîfe ve bir zammı sûre veya birkaç âyet okur, rükû ve secdeden sonra oturur yalnız ‘Ettehıyyâtü’ okur ve Allâhü ekber diyerek ayağa kalkar, Besmele ile Fâtiha-i şerîfe ve bir miktar Kur’ân-ı Kerîm okur. Rükû ve secdeden sonra oturur. Ettehıyyâtü, Salli, Bârik ve Rabbenâ duâlarını okuyup selam verir. İmama rükûda iken uyan kimse o rekâte yetişmiş olur. Ama imam rükûdan kalktıktan sonra uyan kimse o rekâte yetişmiş sayılmaz. İmam daha selam vermeden mesbûk, ‘Ettehıyyâtü’yü okuyup bitirmiş olsa bir rivâyete göre kelime-i şehâdeti tekrar eder. Diğer bir kavle göre ise sükût eder. Bu hususta sahih olan mesbûkun tahiyyâtı yavaş yavaş okumasıdır. Mesbuk cehren okunan namazlarda imama uyunca ‘Sübhâneke’yi okumaz, geriye kalan
Din