10/10
·172 syf.··
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:54
Belki bunu yargılayıcı bir bakış olarak değerlendirebilirsiniz ama yakasında Filistin bayrağı ya da karpuz rozeti gördüğüm, başından, boynundan kefiyeyi eksik etmeyenleri görünce içten içe merak ederim hep; acaba bunları yaparken bu konu hakkında kaç kitap okudu ya da olayların perde arkasına dair bir merakı var mı yoksa sadece sloganlarla ve sembolik nesnelerle mi yaşıyor? Bunları yaparken elbette hiç kimsenin bir uzman gibi konuya hakim olmasını, her soruya cevap verecek kadar bilgiye sahip olması gerektiğini söylemiyorum, ancak baktığınızda bir meseleyi boş sloganlardan bilinçli bir farkındalığa taşımak; o mesele ile ilgili ödediğiniz ya da ödemeye meyyal olduğunuz bedelle de ilintilidir. Bugüne kadar İran haricinde hatta İran'ın da edebiyatı ve sineması haricinde doğuya çok ilgi duyduğum söylenemez ancak biraz da yanı başımızda yaşanan savaşlar, katliamlar hatta Filistin'de yaşanan soykırım, bir insan olarak beni aktüelin içine çekiyor ister istemez. Ancak yine de Twitter'da yazılan flood'lardan ya da YouTube'daki tartışma programlarından fazlasına ihtiyaç duyduğumuz muhakkak. Kitap bu yönüyle sizi sloganların ötesine taşıyıp, konuyu tarihsel, stratejik ve siyasi boyutlarıyla anlamanızı sağlıyor. Dahası olayları yalnızca İsrail-Filistin üzerinden ele almıyor, İran'ın bölgedeki konumu, Arap dünyasında yaşanan gelişmeler ve geleceğe dair tutmuş olduğu projeksiyonlarla derin bir değerlendirme sunuyor. Bana göre Filistin meselesi dünyada en fazla konuşulan ama en az bilinen mesele. Çünkü insanların çoğu bir ideolojiye sahip olduklarında bilgiye ihtiyaçları olmadığı konusunda hemfikirdir. Oysa bu mesele Osmanlı'ya kadar uzanan, ikinci dünya savaşıyla organik bağları olan, soğuk savaştan, İran devrimine kadar karmaşık olaylar silsilesi sonucunda bugünkü noktaya
Filistin İsrail ve İranMehmet Akif Koç · İyidüşün Yayınları · 202412 okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2026 27. kitabı
Bir yazarın ilk eseri çoğu zaman ya çıraklığının itirafı ya da olacaklarının habercisidir. İnsancıklar her ikisidir. Dostoyevski bu romanı 1846'da, yirmi dört yaşında yazdı. Belinski onu "yeni bir Gogol" diye ilan etti, Petersburg salonları genç adamı omuzlarına aldı, sonra bir yıl içinde yere bıraktı. Yirmi yıl boyunca Dostoyevski o ilk anın gölgesinde yaşadı; Suç ve Ceza gelene kadar adı bu kitapla birlikte anıldı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gençliğin coşkusu sönmüş, gerçek görünür: *İnsancıklar* iyi bir roman değildir; ama büyük bir romandır. İkisi aynı şey değildir. Hikâye basit: orta yaşlı, yoksul, alkol problemi olan bir devlet katibi Makar Devuşkin ile uzak akrabası olduğu öksüz genç kadın Varvara Dobroselova mektuplaşır. Aynı sokakta, karşı pencerelerden birbirlerini görebilecek mesafede yaşarlar. Makar maaşının önemli bir kısmını gizlice Varvara'ya gönderir; bunun karşılığında bir teşekkür, bir mendil, bir kitap, bir umut alır. Roman bu mektupların birikiminden ibarettir. Sonunda Bikov adlı zengin bir adam çıkagelir, Varvara'yı eski bir hesabı kapatmak için satın alır, taşradaki çiftliğine götürür. Makar yapayalnız kalır. Hikâye burada biter; ama hikâyenin yıkıcılığı tam burada başlar. Dostoyevski'nin bu kitapta yaptığı şey Rus edebiyatına bir arketip kazandırmaktı: "küçük adam." Devlet katibinin paltosunu Gogol önce kendisi giydirmişti, ama o paltonun içine bir ruh yerleştiren Dostoyevski oldu. Gogol'ün Akaki Akakiyeviç'i acınası bir karikatürdü; Dostoyevski'nin Makar'ı acınası bir insandır. Aradaki fark devasadır. Çünkü Makar yoksuldur, ama gururludur. Yoksulluğunun farkındadır, üstelik gizlemeye çalışacak kadar gururludur, daha da kötüsü, bu çabasının boşunalığını bildiği için iki kat acı çeker. Romandaki en derin satırlar bu utancın etrafında
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 200776,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·
ᴋɪşɪsᴇʟ ɴᴏᴛʟᴀʀıᴍ / ɪ̇ɴᴄᴇʟᴇᴍᴇ; Anton Çehov'un Bir Evlenme Teklifi adlı kısa oyunu, evlilik teklifi için komşusunun evine giden bir adamın, son derece önemsiz konular yüzünden çıkardığı tartışmaları konu alıyor. Evlilik gibi ciddi bir mesele etrafında dönen hikâye, karakterlerin inatçılığı ve abartılı tepkileri sayesinde komik bir hâl alıyor. Kısa olmasına rağmen oldukça eğlenceli bir eserdi. Karakterlerin sürekli birbirleriyle çekişmesi ve basit meseleleri büyütmeleri beni sıkmadı, aksine gülümsetti. Çehov'un sade ve akıcı anlatımı sayesinde oyun hızlıca okunuyor. Çok derin veya etkileyici bir eser olarak görmesem de keyifli vakit geçirmek için güzel bir klasik olduğunu düşünüyorum. ᴋɪᴛᴀᴘ ᴅᴇᴛᴀʏʟᴀʀı: ᴛᴜ̈ʀ: Klasik, Tiyatro, Mizah sᴀʏғᴀ sᴀʏısı: 32 ᴘᴜᴀɴıᴍ: 7/10 ᴅᴜʀᴜᴍ: E-kitap olarak okudum.
Bir Evlenme TeklifiAnton Çehov · Bilgi Yayınevi · 196685 okunma
Hayat İmkânsız Değil; İnsan İçindeki Mucizeye Geç Kalabiliyormuş!
8/10
·368 syf.··
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:11
Hayat İmkânsız Değil; Bazen Sadece Biz Çok Yorulmuş Oluyoruz I—BAŞLANGIÇ: Matt Haig’in Hayat İmkânsız adlı eserini bitirdiğimde kitabı kapatmadım aslında; sadece sayfaları kapattım. Çünkü bazı kitaplar bitince susmaz. İçinizde konuşmaya devam eder. Bu kitap da tam olarak onlardan biri oldu benim için. Matt Haig, yine bildiğimiz yerden yakalıyor insanı: kayıptan, pişmanlıktan, yalnızlıktan, geçmişin insanın içinde bıraktığı o görünmez tortudan… Ama bunu yaparken okuru karanlığın içine bırakıp gitmiyor. Aksine, karanlığın içinde küçük küçük ışıklar yakıyor. Hani bazen hayatın bize karşı çok sert, çok yorucu, hatta biraz da “fazla mesai yapan bir kader memuru” gibi davrandığını düşünürüz ya; Haig tam o noktada çıkıp şunu fısıldıyor: “Belki de mesele hayatın imkânsız olması değil, bizim yeniden başlamaktan korkmamızdır.” II—İNCELEME: Romanın merkezinde Grace Winters var. Emekli, yalnız, geçmişin ağır yüklerini omuzlarında taşıyan, hayatla arasına mesafe koymuş bir kadın. Onun Ibiza’ya uzanan hikâyesi ilk bakışta gizemli, hatta yer yer fantastik bir yolculuk gibi görünse de bana göre kitabın asıl yolculuğu dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Grace’in gittiği ada kadar, kendi içine yaptığı yolculuk da romanın kalbini oluşturuyor. Kitapta en çok sevdiğim taraflardan biri, Matt Haig’in “iyileşme” meselesini kolaycı bir iyimserlikle anlatmamasıydı. Bu romanda acılar bir anda geçmiyor, kayıplar sihirli bir cümleyle kapanmıyor, geçmiş yok olmuyor. Zaten hayat da böyle değil mi? Bazı boşluklar kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir. Bazı özürler geçmişi değiştirmez; ama insanın içindeki düğümü biraz gevşetir. Bazı başlangıçlar da cesaretten önce korkuyla gelir. Grace’in hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan bazen yaşlanınca değil, ummaktan vazgeçince yaşlanıyor. Ve
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Puan vermedi·42 syf.··
2026 7. kitabı
Bu kitap başlığından dolayı insanı farklı bir beklentiye sokuyor ama içine girince aslında bambaşka bir şeyle karşılaşıyorsun. Ben açıkçası daha iddialı, daha çarpıcı bir şey beklemiştim ama Sait Faik burada çok daha içe dönük ve sakin bir yerden konuşuyor. Mesele “sevişmek” değil; daha çok insanın kendi iç sesiyle, yalnızlığıyla ve hayatta tutunma hâliyle baş başa kalması gibi. Kitapta klasik anlamda düzenli şiirler yok; sanki birinin aklına düşen cümleler, yarım kalmış düşünceler ve anlık notlar bir araya getirilmiş gibi. İlk başta biraz dağınık geliyor ama bir süre sonra aslında bu dağınıklığın kitabın dili olduğunu fark ediyorsun. Aşk, insan, şehir ve yalnızlık sürekli hissediliyor ama hiçbir şey net anlatılmıyor; daha çok okuyucunun içinde tamamlanıyor. En şaşırtıcı tarafı ise başlıkla içerik arasındaki tezat. Dışarıdan daha dikkat çekici ve iddialı duran bir kitapken içeride çok daha sessiz, fısıltı gibi bir anlatım var. Okurken açıklamaya çalışmıyor, sadece bir duygu bırakıp geçiyor. Genel olarak “Şimdi Sevişme Vakti”, büyük cümleler kurmadan küçük parçalarla etki bırakmayı başaran, bitirdikten sonra da bir süre akılda kalan bir kitap.
Şimdi Sevişme VaktiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,872 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:17
Lyla, bilim dünyasında kariyerinde çıkmaza girmiş genç bir virologdur. Erkek arkadaşı Nico ise oyunculuk hayallerinin peşinden koşmaktadır. Nico’nun isteğiyle, istemeyerek de olsa “Mükemmel Çift” adlı yeni bir reality yarışmasına katılmayı kabul ederler. Yarışma, Hint Okyanusu’ndaki ıssız ve lüks bir adada çekilecektir. Başlangıçta her şey tropik bir tatil gibi görünür; güneş, deniz, romantik villalar ve büyük ödül… Ancak yarışmanın ilk gecesinde adayı vuran şiddetli bir fırtına, tüm planları altüst eder. Dış dünyayla bağlantıları kesilen yarışmacılar için artık mesele yarışmayı kazanmak değil, hayatta kalmaktır. Azalan yiyecek ve su, artan korku, güvensizlik ve insanlar arasındaki güç mücadelesi adayı giderek daha tehlikeli bir yere dönüştürür. Başlangıçta reality show atmosferi hâkim olsa da, kısa süre sonra roman psikolojik gerilim ve hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Hikâye ilerledikçe karakterlerin gerçek yüzleri ortaya çıkıyor; dostluk, aşk ve sadakat sürekli sınanıyor
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202637 okunma