Ülke topraklarında eşit sayıda insan yerleştirin, her yere aynı hakları verin, refah ve hayat sağlayın: devlet böylece olabildiğince güçlü olur ve yönetimi de daha iyi. Unutmayın ki, kentlerin surları köy evlerinin yıkıntılarıyla yapılır. Başkentte her sarayı gördükçe, bütün bir ülkenin yıkıntı haline geldiğini görür gibi olurum.
Güç, acıyla utanç vermekte yatar. Güç, insan zihnini parçalara ayırdıktan sonra dilediğin gibi tekrar şekillendirmektir. Yarattığımız dünyayı görebilmeye başladın mı? Eski devrimcilerin hayalini kurduğu saçma hedonist ütopyalatın zıttı. Korku ve ihanet dünyası bitmeyen bir eziyettir, sürekli başını ezen bir postaldır; dünya düzeldikçe daha merhametli değil, daha zalim olur. Dünyamızın ilerlemesi, acının da artması anlamına gelecek. Eski medeniyetler sevgi veya adalet temeline kurulduklarını iddia ettiler. Bizse nefret üzerine kurulduk. Bizim dünyamızda korku, nefret, zafer ve tapınmadan başka bir dünyaya yer yoktur. Geri kalan her şeyi ama her şeyi yok edeceğiz. Devrim öncesinden kalan düşünme alışkanlıklarını silmeye başladık bile. Çocukla ebeveyn, insanla insan, kadınla erkek arasındaki bağı koparmayı başardık. Artık eşine, çocuğuna, arkadaşına güvenebilen kimseye rastlamazsın. İleride ne evlilik ne arkadaşlık kalacak. Çocuklar tavukların altından alınan yumurta gibi doğar doğmaz annelerinden alınacak. Seks içgüdüsü tamamen yok edilecek. Üreme, karnelerinin yenilenmesi gibi senelik bir angaryaya dönüşecek. İnsanlar orgazm olamayacak; şu an, nörologlarımız bu konuda çalışıyor. Parti dışında hiçbir şeye sadakat duyulmayacak. Büyük Birader dışında hiçbir şey sevilmeyecek. Yenilen düşmana atılan kahkaha dışında hiçbir şeye gülünmeyecek. Sanat, edebiyat, bilim olmayacak. Mutlak güce eriştiğimizde bilime ihtiyacımız kalmayacak. Güzellikle çirkinlik arasında bir fark kalmayacak. Merak duygusu kalmayacak, hayatın ilerleyişinden keyif alınmayacak. İsteklerimizin dışına çıkan tüm zevkler kaldırılacak. Fakat şunu unutma Winston: Daima gücün sarhoş edici mutluluğu olacak, giderek artacak, derinleşecek. Her zaman olduğu gibi, zafer heyecanı, zayıf düşmanları ezmenin cazibesi