Ne yazık! Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek! Sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!
Yeri gelmişken, benim anladığım gerçek mutluluğun da bir raslantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerden doğuyor.
Yönetmeyi ve yönetiminin sürekliliğini istiyorsan gerçeklik duygusunu ortadan kaldıracaksın. Çünkü yönetmenin sırrı, bir yandan kendinin yanılmazlığına inanırken bir yandan da geçmişteki hatalarından ders alabilmekte saklıdır.