Mevsimler birbirini özler, tıpkı erkeklerle kadınlar gibi.. Aşırılıklarından kurtulabilmek, şifa bulabilmek için.
İlkbahar, normalden bir hafta uzun sürerse, daimi vaat günlerinin sona ermesi için yazı arzulamaya başlar. Yaz da kısa sürede, ısısını düşürecek bir şey için ter dökmeye başlar ve sonbaharların en hafif geçeni bile kibarlıktan kısa sürede sıkılıp, ansızın bastırarak onun verimliliğini öldürecek, sert bir kırağının özlemini çeker.
Kış bile -ki en sert, en amansız mevsimdir-, şubat ağır ağır yaklaştıkça, kendisini yakında eritecek alevin hayalini kurar. Her şey zamanla yorulur ve kendinden kurtulmak için, bir karşıtlık aramaya başlar.
İnsanların yaşadığı "beşinci mevsimdir" aşk ; ısısı, ışığı, görüntüsü, algılaması, kokusu, tadı, dokunuşu diğer " dört mevsimde" yaşanılanların hepsinden değişiktir, ne güneş bildiginiz güneştir, ne insanlar bildiğiniz insanlar, ne de siz bildiğiniz sizsinizdir.