- Yani nasıl bir dünya arzuluyorsun?
— Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı... Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya...
Sevilmeye layık, küçücük kızların or**pu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıkla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlıyla konuşabildiği, para için namus, ar, haya, hayat, gece, gündüz satılamadığı bir dünya... Muhabbet tellallarının günde otuz lira kazanmadığı bir dünya... Sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya... Kafanın, kolun çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya...İçinde iyi şeyler söylemeye, doğru şeyler söylemeye salahiyetle kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu şeyleri söyleyebildiği bir dünya...
Sarah aynaya baktığında karşısında kırk
yaşında ve hayatta her şeyi başarmış bir
kadın görüyordu. Dünya güzeli üç çocuğu,
şehrin zengin muhitlerinden birinde lüks
bir evi, herkesin gıpta ettiği bir kariyeri vardı. Dergilerdeki o mutlu ve başarılı
kadınlara benziyordu. Ünlü tasarımcıların
elinden çıkma tayyörleri ve mükemmel
makyajının ardına sakladığı yarası, dışarıdan bakıldığında hiç mi hiç belli
olmuyordu.
Oysa oradaydı.
Ülkedeki binlerce kadın gibi, Sarah Cohen
de iki parçaya bölünmüş bir halde, her an
patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
“İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
Yoksa bir mana aranmaz mı bu ayetlerde?
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kur'an'ın;
Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın.
Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız, yaprağına;
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur'an bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için. "
Yaşamın yüreğimde bıraktığı izler öylesine derin midir ki bu izler o yatıştırıcı gözyaşlarımı da, kendimden geçercesine duygulanışlarımı da büsbütün alıp götürdüler? Yoksa acaba bunların yalnız anıları mı böylesine güzel?..