Değil mi ki, bir yere kilitlenmiş Bir küçük iyiliktir aşk,
Aşk
- Yani nasıl bir dünya arzuluyorsun? — Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı... Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya... Sevilmeye layık, küçücük kızların or**pu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıkla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlıyla konuşabildiği, para için namus, ar, haya, hayat, gece, gündüz satılamadığı bir dünya... Muhabbet tellallarının günde otuz lira kazanmadığı bir dünya... Sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya... Kafanın, kolun çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya...İçinde iyi şeyler söylemeye, doğru şeyler söylemeye salahiyetle kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu şeyleri söyleyebildiği bir dünya...
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sarah aynaya baktığında karşısında kırk yaşında ve hayatta her şeyi başarmış bir kadın görüyordu. Dünya güzeli üç çocuğu, şehrin zengin muhitlerinden birinde lüks bir evi, herkesin gıpta ettiği bir kariyeri vardı. Dergilerdeki o mutlu ve başarılı kadınlara benziyordu. Ünlü tasarımcıların elinden çıkma tayyörleri ve mükemmel makyajının ardına sakladığı yarası, dışarıdan bakıldığında hiç mi hiç belli olmuyordu. Oysa oradaydı. Ülkedeki binlerce kadın gibi, Sarah Cohen de iki parçaya bölünmüş bir halde, her an patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
“İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de! Yoksa bir mana aranmaz mı bu ayetlerde? Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kur'an'ın; Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın. Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız, yaprağına; Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına. İnmemiştir hele Kur'an bunu hakkıyla bilin; Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için. "
Ülkemizin ne halde olduğunu, ne durumlara düştüğünü, yozlaşmanın son sınırına gelip dayandığını görmeyen, bilmeyen var mı?
Alıntı
Yaşamın yüreğimde bıraktığı izler öylesine derin midir ki bu izler o yatıştırıcı gözyaşlarımı da, kendimden geçercesine duygulanışlarımı da büsbütün alıp götürdüler? Yoksa acaba bunların yalnız anıları mı böylesine güzel?..
Sayfa 57·Kitabı okuyor