Faraday buluşlarının pratik sonuçlarıyla pek ilgilenmiyordu. Ama bu onun o sonuçların önemini kavramaktan uzak kaldığı demek değildi. Nitekim dönemin başbakanı ona dinamonun ne işe yarayabileceğini sorduğunda, "Bilmiyorum ama hükümetinizin bir gün ondan vergi sağlayabileceğini söyleyebilirim." demişti.
Aklın bu gücü ancak yıllar süren deneylerden sonra ortaya
çıkabilir. Avları izlemek, alet biçimlendirmek gibi belirli bir beceriyi geliştirince ve sürekli kullanınca otomatikleştiğinden, kişinin aklı bu iş için gerekli belirli hareketler üzerinde yoğunlaşmak yerine daha yüksek düzeylere, örneğin avlanacak hayvanın ne düşündüğü ya da yapılan aletin elin bir uzantısı olarak nasıl hissedileceği gibi konulara yoğunlaşabiliyordu.
İçinden düşünmek üçüncü-düzey zekanın, dillerin gelişmesi öncesinin bir çeşitlemesi, örneğin Leonardo da Vinci'nin anatomi ve manzara ya da Michael Faraday'ın elektromanyetizma hakkındaki sezgisel duygularının ilkel eşdeğeri olabilir.
Bu düzeyde ustalaşmak atalarımızın hızlı ve etkili kararlar verebildiğini, çevrelerini ve avlarını tümüyle anlayabildiğini gösteriyor. Eğer bu güç evrimleşmeseydi, atalarımızın aklı başarılı bir av için işlemesi gereken bilgi çokluğuyla kolayca bunalabilirdi.
Bu sezgisel gücü, konuşma yeteneğinin gelişmesinden yüz binlerce yıl önce geliştirmişlerdi ve bu nedenle bu zekayı deneyimlediğimiz zaman, konuşma öncesi bir işlem, sözcüklere dökmek yeteneğimizi aşıp geçen bir güç gibi
görünür.
İngiltere'de Michael Faraday elektrik akımının manyetik alan üretebileceğini keşfetmişti. Aslına bakılırsa manyetik alan terimini o icat etti. Ayrıca modern elektromanyetik jeneratörün atası olan bir alet de yapmıştı. Manyetik alanın akım taşıyan bir telin yakınlarındaki bir çubuk mıknatısı döndürerek, akım "tetikleyebildiğini" gösterdi. Başka bir deyişle, hareketli mıknatısın elektik akımı doğurabildiğini buldu. Manyetizmanın elektriğe, elektriğin de manyetizmaya çevrilmesini mümkün kılan bu keşif eter fikrini tek başına desteklemez. Ancak elektrik ve manyetizmanın birbirlerinin yerine geçebileceğini öne sürer ki buna elektromanyetizma denir ve elektromanyetik dalgaların teorik keşfini sağlamıştır.