Pyotr Kropotkin: Bilimsel Bir Masal mı, Biyolojik bir Yanılgı mı?
Pyotr Kropotkin, anarşizmi romantik bir isyandan çıkarıp "evrimsel" bir temele oturtmaya çalışırken, aslında insan doğasına dair devasa bir "iyimserlik hatası" yapar. Karşılıklı Yardımlaşma ve Etika kitaplarında savunduğu temel tez; doğanın bir savaş alanı değil, bir dayanışma alanı olduğudur. Ancak Kropotkin’in bu tezlerini mercek altına aldığımızda, aslında "iyilik" dediği şeyin altında yatan saf pragmatizmi görmezden geldiğini fark ediyoruz.
Kropotkin, doğadan karınca örneğini verir. Karıncaların bir lider veya zorba bir otorite olmadan, muazzam bir uyum içinde çalıştığını; bir karıncanın aç olan diğerine midesindeki yiyeceği paylaştığını anlatır. Kropotkin bunu "doğal ahlak" olarak niteler. Oysa yanıldığı nokta şudur: Karınca bunu "iyi kalpli" olduğu için değil, koloninin (yani kendi genetik sürekliliğinin) hayatta kalması için bir makine dişlisi gibi kodlandığı için yapar. Burada bir "etik" değil, mekanik bir hayatta kalma stratejisi ve kolektif bir çıkar vardır.
Bebeklerin "İyiliği" ve Hayatta Kalma İçgüdüsü
Kropotkin’in insan doğasının özünde "iyi" olduğu iddiasına karşı en net gözlemim bebekler üzerinedir. Bir bebeğin çevresine gülücükler saçması, sevgi dolu görünmesi onun "ahlaklı" veya "iyi" doğmasından kaynaklanmaz. Bebek, hayatta kalmak için bakıma muhtaçtır ve bu bakımı garantilemek adına çevresindekileri manipüle etmek zorundadır.
Bebekler "iyi" değildir; bebekler hayatta kalmak için iyi davranmak zorundadır. Bu bir stratejidir. Karnı doyduğunda, altı temizlendiğinde ve güvenliği sağlandığında sergilediği o uyumlu tavır, tamamen bireysel çıkarın bir sonucudur. Kaynaklar kısıtlandığında veya ihtiyacı karşılanmadığında o "melek" figürünün nasıl bir talepkârlığa dönüştüğünü hepimiz