..."Peki ben nereden çıktım, Powell? Hâlâ benim varlığımı açıklamadın."
"O kısmı basit. Gezegenlere solar enerji sağlayacak istasyonlar ilk kurulduğunda insanlar tarafından işletiliyordu. Ancak sıcaktan, solar radyasyondan ve elektron fırtınalarından dolayı insanlar zarar görüyordu. O yüzden insan işgücünün yerini robotlar aldı, şimdi istasyon başına sadece iki insan görevlendiriliyor. Amacımız, onları bile robotlarla değiştirmek. Senin de görevin tam olarak bu. Üretilen en gelişmiş robot sensin ve eğer bu istasyonu tek başına yönetebileceğini bize gösterebilirsen, buraya bir daha yedek parça getiren görevliler dışında hiçbir insan uğramayacak."
...
Robotun kızıl bakışları hâlâ üzerindeydi. "Bu kadar karmaşık ve saçma bir hipoteze inanmamı mı bekliyorsunuz?" diye sordu Cutie, ağır ağır. "Beni ne sandınız?"
“Onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum. Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz.”
öncelikle belirtmek isterim ki diziyi izlerken en sevmediğim (hala sevmiyorum) kardeş colin’di. dizideki oyuncu yüzünden ya da karakterini ve yaptıklarını sevmediğim için olabilir. gerçi önceki kitaplarda anlatılan colin’i sevmiştim biraz. kardeşlerin şapşal ve en (hep) aç olanı olarak tanıtılmıştı (kitabın ana karakterleri dışındakileri yüzeysel anlatıyo yazar bnce). ama kitaba bi tık önyargıyla başladığımı belirtmek isterim. gerçi kitapta colin sadece gezip tozan bi zengin bebesi olmadığını gösteriyo. ve şaşırtıcı bi şekilde korku ve endişelerini öğreniyoruz.
ilk sezon penelope’yi sevsem de ikimci sezonda kendini kötü kötü yaptığı için soğudum kendisinden kb. bi de diziyi izlediğim için büyük spoiler’ı da biliyordum ta seri başından beri ama çok da bi etkisi olmadı. bu kitabın ortasında falan açıklıyordu galiba bize.
neyseciğime kitapta penelope’yi balık etli ama tam bir kızıl bomba olarak tanıtıyo. burada biraz feministlik damarım kabardı bakın. çünkü bu kitapta pen’in kilo verip “güzelleştiğini” söylüyor yazar. sanki kilosu onun güzelliğini saklıyormuş gibi amk yazarı ya. aşırı sessiz ve ezik gibi biraz hatta ikinci kitapta anthony bunu rezil olmaktan falan kurtarıyo (spoi: kate burada aşık oluyo). yani bilmiyorum ben hem masaya yumruğunu geçirmesini bilen hem de birilerine yumruğunu geçirmesini bilen kadın karakterleri severim.
penelope, eloise’i hem reddetse de talipleri olduğu için hem de çok anlayışlı bi ailesi var diye kıskanıyo baya (nazar değirmiş bakın sonraki kitapta açıklıcam). pen’in annesi burada da çok sinir bozucu evet.
öyle yani dizide sevmediğim iki karakteri kitapta bambaşka şekillerde okudum ve sevdim. bu diziyi izlerkem seveceğim anlamına gelmior. üçüncü sezon bunların hikayesi olcak. sebebi de senaristle yapımcının fav karakteri olması