Papalık ve Roma: Rodos ve Otranto Seferleri, 1480
Fatih Sultan Mehmed 1480'de Rodos, İtalya ve papayı hedef aldı. İtalya'da Napoli, Venedik ve Milano arasındaki rekabetler ve papalığın siyasî girişimlerine karşı düşmanlık sebebiyle durum tamamıyla elverişliydi, Venedik de Fatih'i, Napoli krallığına karşı harekete geçmeye teşvik ediyordu. 1480 baharında Fâtih, bir taraftan Vezir Mesih Paşa idaresinde Rodos üzerine, diğer taraftan Gedik Ahmed Paşa kumandasında Güney İtalya'ya donanmalar ile ordular sevkederek fütuhatının yeni bir aşamasına girmiş bulunuyordu. Rodos Kalesi önünde Osmanlı ordusu doksan günlük çetin bir muhasaradan sonra büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldı (muhasara 23 Mayıs 1480'de başlamıştır). Gedik Ahmed Paşa ise, 1479'da Tocco hânedanına ait Ayamavra, Kefalonya ve Zanta adalarını aldı; Napoli Krallığı'nın iç işlerine karışmak imkânını buldu; ardından 132 gemi ve 18.000 kişilik bir kuvvetle Gedik Ahmed Paşa Avlonya'dan hareket ederek (26 Temmuz 1480) Otranto'yu zaptetti (11 Ağustos). Kaleyi bir üs haline getirip oradan etrafa akınlar yapmaya başladı. 1480 seferi, Roma'nın fethine bir başlangıç sayılıyordu. Papa Roma'yı bırakıp kaçmayı düşündü. Otranto'yu kurtarmak için İtalya devletleri arasında, Macaristan ve Fransa'da Haçlı ruhu canlandı. Gedik Ahmed Paşa taze kuvvetler toplamak için Rumili'ye döndü. Yeni kuvvetleri geçirmeye hazırlandığı sırada, Fâtih Sultan Mehmed'in ölüm haberi ve arkasından yeni padişah II. Bayezid'in Cem'e karşı çarpışmak için ısrarlı davetleri geldi. Bunun üzerine Gedik Ahmed Paşa, İtalya'ya geri dönme kararı ile beraber Bayezid'in yanına hareket etti. Fakat Otranto'da ümitsizliğe düşen Osmanlı muhafızları nihayet etraflarını saran düşmana teslim oldular (10 Eylül 1481).
Sayfa 212·Kitabı okudu
Tarih
Talat hakkında ise bazıları onun Hollanda'da, bazıları da Münih'te olduğu­na dair spekülasyonlar yapmaktaydı. Gerçekte o, Berlin'de sığınak aramaya de­vam etmekteydi. Cemal'in de Berlin, ve Milano'da yaşadığı ve hatta Moskova ve İstanbul'a yolculuk ettiği söylenmekteydi. Gerçekte Cemal Paşa kendisini İsviçre'nin Klosters Platz isimli küçük bir kasabasında saklamış ve orada (Mü­nih'te geçirilen 15 gün dışında) Kasım 1919'da, Münih üzerinden Moskova'ya gidene kadar kalmıştır. 23 Ağustos 1919'da, Meşhed'deki General Malleson, geniş araştırmalar sonu­cunda Enver Paşa'nın son iki yıl içinde Hazar'ın doğusunda bulunmadığina ka­rar vermiştir. Buna karşın birçok insan uzun bir süre Enver Paşa'nın Kafkasya'da radikal hareketler gerçekleştirmek için kaldığına inanmıştı. Temmuz 1919'da İngiliz Askeri Servisi'nin İstanbul Bürosu, Enver'in Anadolu'daki Milli Hareketi yön­lendirmek için Azerbaycan'da olduğunu ve Mustafa Kemal ile yakın ilişkide bulunduğunu tahmin ediyordu. Mustafa Kemal'in de Enver, Faysal ve Bolşe­vikler ile bağlantılı olduğu tahmin edilmekteydi. Paris'teki Japon Sefiri Ba­kanlığa şöyle rapor yazmıştı: "Enver Paşa şu anda Kafkasya'da bulunmaktadır ve çok-yakında Mezopotamya ihtilali için Irak ve Arabistan'a hareket edecektir". 26 Ekim 1919'a kadar İstanbul'daki İngiliz yetkilileri, Enver Paşa'nın oradaki var­lığının şüpheli olduğunun farkına varamamışlardı. Buna karşılık Mustafa Ke­mal'in Enver ile bir şekilde ilişki içinde olduğunu tahmin ediyorlardı. Enver Paşa' dan ayrılışın 10. gününde Talat Paşa- ve bu ayrılışla sahipsiz ka­lan grup, Spartakusbund'un isyanı sonucunda halk kargaşasının yaşandığı Ber­lin'e ulaşmışlardır. Talat, Enver'e postayla gönderdiği mektuplar­da, Berlin'de sığınak bulduktan sonra Kafkasya davası ile ilgilenmesini tavsiye etmiştir.
Reklam
Üniversite ya da hayal kırıklığı.(Kıskançlık mı!)
1829 yılında Schopenhauer Milano'ya geldiğinde babadan kalma mirası büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Danzing'teki L. A. Muhl Bankası iflas etmiş, Scnopenhauer'in parası batmıştır. Arthur Schopenhauer hayatta ilk kez geçim derdine düşüp kendine iş aramaya başlar. Berlin'de üniversiteye girmek üzere "Nedenlerin Dört Farklı Türü" başlıklı bir seminer verecektir. 23 Mart 1823'te Berlin'de onu dinlemek üzere öğrencilerin toplandığı fakültede Hegel ile çatışırlar. Schopenhauer, Hegel'in muhalefetine rağmen tezini kabul ettirir. Üniversite ya da Hayal Kırıklığı Schopenhauer Berlin'de 24 yarıyıl ders vermek üzere üniversiteyle anlaşır. Ne var ki ancak tek bir yarıyıl profesör olarak ders verebilir. Bunun nedeni, 1820 yılının yaz yarıyılında, tam da Hegel'in kendi seminerlerini geniş bir dinleyici kitlesi önünde yaptığı saatlere Schopenhauer'in kendi dersini koymasıdır. Sonuçta çoğunluk Hegel'in derslerine girerken, sınırlı sayıda dinleyici de onun derslerini dinler. Altı saati bulan ilk seminerinin ardından bir ikincisini yapmak kısmet olmaz; üniversite kariyeri böylece başlamadan bitmiş olur.
"Kim okur ki ?"dedi hüzünlü bir tebessümle.. " İnsanlık ..." ... İbragimova İmona Milano/İtalya,2017 Temmuz 23
Sayfa 167·Kitabı okudu
1000Kitap